Etiket

anne bebek

Yazılar

İş Hayatı kategorimizin konuğu ekolojik ve sağlıklı beslenme markası GekoO’nun Kurucusu Özlem Atabaş. Kendisi çevre değerlerine saygılı bir birey, ailesinin sağlıklı beslenmesine özen gösteren bir anne ve eş; çalışanların eşit koşullara, mutlu çalışma ortamlarına sahip olma haklarının olduğunu savuran bir iş veren ve kadınların ekonomik-sosyal yönden gelişimini önemseyen, ekolojik değerlere bağlı bir kadın girişimci. Röportajımız aracılığıyla kendisini tanımanın ve örnek kariyer yolculuğunu sizinle paylaşmanın sevincini yaşıyoruz. Keyifli okumalar,

1.Sizi ve markanız GekoO’yu kısaca tanıyabilir miyiz? 

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji mezunuyum. 10 yaşında bir oğlum var. Mesleğim gereği ekolojik düşünce ve sağlıklı yaşam konuları her zaman ilgi alanımdı. Var olduğum ve çalışabildiğim sürece faydalı işler yapma arzusu bir ekolojik ve sağlıklı beslenme girişimi başlatma eylemine dönüştü.

Eşimle birlikte çevreye ve toplumsal yaşama katkı sağlayacak bir sosyal girişim modeli üzerine düşünmeye başladık. Kadını güçlendirme çok hassas olduğum diğer bir konu olduğu için her yönüyle içinde iyilik olan bir girişim hayal ettik.

Üretici olma fikri, biz iş modeli üzerinde düşünmeye başladıktan sonra gelişti. Profesyonel deneyimlerimizle hayallerimizi harmanladık. Böylece Türkiye’nin ilk organik atıştırmalığı GekoO ortaya çıktı.

GekoO çocuk ve hamileler başta olmak üzere, ekolojik ve sağlıklı beslenmek isteyen herkese, lezzetli ve doğa dostu ürünler sunan bir sosyal ve eko-girişim.

2. GekoO markasını kurmadan önce hangi alanlarda çalışıyordunuz ve dönüşüm sizin için nasıl başladı? 

Uzun süre ilaç sektöründe çalıştım. Solunum sistemi, alerjiler, hipertansiyon ve kalp hastalıkları gibi birçok kronik hastalıkları ve tedavilerini yakından inceledim. Hastalıkların oluşma nedenlerinin sıklıkla hareketsiz yaşam tarzı, çevresel etkenler ve hatalı beslenmeyle derinden alakalı olduğunu gördüm. Bilimsel tıbbi makalelerde ve güncel beslenme kılavuzlarında sağlıklı beslenmek için sağlıklı ürünler ve özellikle kalori azaltmaya dikkat çekilmekte.

Bu kılavuzlarda en fazla öne çıkan beslenme tarzı ise ‘Akdeniz Tipi’ beslenme. Sağlıklı ürünlerle beslenmenin yüksek kan basıncı, diyabet, kalp hastalıkları ve kanser gibi kronik hastalıklar üzerine engelleyici ve iyileştirici özellikleri olduğu yönünde bilimsel yayınlar hızla artmakta.

Anne olduktan sonra bebek beslenmesi üzerine hassasiyetim daha da arttı. İlk organik, sağlıklı atıştırmalıkları oğlum ve ailem için evde geliştirmeye başladım. Çalışan bir anne olarak hem yemek hem de sürekli atıştırmalık yapmak çok vaktimi alıyordu. Dışarda besin değeri, hijyen ve kalite olarak aradığım gıdayı da bulamıyordum. Benim gibi çocuklarını organik beslemek isteyen birçok annenin sağlıklı gıdalara ulaşmakta zorluk çektiğini gördüm. 

İş modeli geliştirirken eşime, ‘Neden biz benim harika formüllerimi başka çocuklar için de üretmiyoruz?’ dedim. 

Böylece, kendi yaşam tarzımıza sağlıklı beslenmek isteyen insanları; anne-babaları ortak etmek için üretici olma kararını verdik.

3) GekoO markasını bir sosyal ve eko-girişim yapan unsurlar nelerdir? 

Sürdürebilir bir sistem kurarken mesleki deneyimlerimizin çok faydası oldu. Karbon ayak izi, geri dönüşüm gibi çevreye saygılı üretim yaparken; satın alma, satış-pazarlama gibi konularda da adil ticaret ilkelerini uygulamaya başladık. 

Ürünlerimizi endüstriyel gıdalara alternatif; şekersiz, koruyucusuz, doğal, yerel tohum, besin değeri yüksek ve en sağlıklı haliyle formülleştirdik. Üretimi hiç kolay olmayan bu reçeteleri, birçok deneme sonrası kusursuz hale getirdik. İzlenebilir, kurallı, şeffaf ve güvenilir olması nedeniyle organik sertifikalı üretim modelini tercih ettik.

Şu anda ürünlerimizi, koruyucu, pestisit, GDO, trans yağ, rafine beyaz/invert şeker, katkı maddesi içermeyen organik sertifikalı ham maddelerle ve Tarım Bakanlığı Organik Yönetmeliğine uygun olarak üretiyoruz. Kendi reçetelerimizde kullandığımız, ürünlerimize lezzet katan sağlıklı ve kaliteli ham maddelerimizi de ekonomik fiyatlarla temel gıda maddeleri olarak müşterilerimizin mutfak kullanımına sunuyoruz.

Aynı zamanda, birlikte çalıştığımız iş arkadaşlarımızın keyifli ve adil bir düzende daha çok mutlu olabileceklerini düşünerek, hiyerarşinin olmadığı dairesel bir organizasyon yapısı planladık. Kadının güçlenmesi ve kadın istihdamını artırmak için de çalışanlarımızın kadın olmasını tercih ettik. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de tatil ilan ettik. 

4) Kendi markanızı oluşturma sürecinde nelerden ilham aldınız? 

Marka ismini düşünürken içerisinde ‘ekoloji’yi hatırlatan, kolay akılda kalan, sevimli bir maskotumuzun olacağı, aynı zamanda da uluslararası pazarlamaya uygun bir ad aramaya başladık. Balayımızda gittiğimiz Bali Adası’nda gekolar çok meşhur ve kutsal hayvanlardı. Aklıma buradan geldi. Sadece ikinci ‘O’ harfini melodik ses vurgusunu uzatmak için ekledim.

Geko, gekogiller familyasına ait bir tür kertenkele. Yeryüzünde yaklaşık 1500 kadar geko türü var. Birçok coğrafyada ve inançta kutsal sayılırlar. Şans ve uğur getirdiklerine inanılır. Bilgeliği temsil ederler. Zararlı böcek ve haşerelerle beslenirler. Tutunma ve görme yetenekleri eşsizdir. Bizim marka adımız bu sevimli ve harika özellikleri olan hayvandan geliyor. 

5) GekoO ürünleri kısa zamanda çok sevildi. Bu başarıyı siz nelere bağlıyorsunuz? 

Bizim yaptığımız iş ticari karlılıktan öte bir gönül işi. Kurumsal yapımızı koruyabilmek için en başta hazırladığımız etik manifestomuzdan hiçbir şekilde ödün vermedik. Markamızın oluşturduğu sempatik algı bir tarafa, çok güçlü bir güven duygusu var.

Müşterilerimiz de ürünlerimizi satın alırken hem kendileri hem de gezegen için iyi bir şey yaptıklarının bilincinde. 

Ayrıca, üretimde dikkat ettiğimiz hususlardan en önemlisi ‘Gıda Güvenliği’. Hijyenik koşullarda ürün akışının sağlanması ve kontrol edilmesi için bir dizi kurallar ve uyguladığımız kalite standartları mevcut. 

6) GekoO’yu sadece bir gıda markası olarak görmüyoruz. Marka bize çok farklı mesajlar veriyor ve dünya için, çevre ve gelecek için savunduğu değerler var. Sizi farklılaştıran üretim prensipleriniz, değerleriniz nelerdir? 

GekoO, öncelikle yerel tohumları, Anadolu topraklarının, havanın ve suyun temiz kalmasını, ekolojik tarım yapan çiftçilerin adil kazanca ulaşmasını savunan bir girişim. Bizim üretim miktarlarımız arttıkça yarattığımız kelebek etkisi de artmış oluyor. 

Kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlenip, bir başarı hikayesine ortak olmanın gururunu yaşadıklarını gördükçe daha çok heyecanlanıyoruz. Ayrıca, hiyerarşik yapının olmadığı eşitlikçi bir idare modelinin insanları daha fazla mutlu ettiğini, genç arkadaşların bizimle çalışmaya çok hevesli olduğunu görüyoruz.

Adil ve dürüst ticarete inandığımız için duruşumuz birçok firmanın iş yapış şeklini değiştirdi. Yarattığımız farkındalıkla satın alma kararında etkin olan yöneticileri etkilemeyi başardık.

Mesajlarımızda iklim krizine dikkat çekmeye, aşırı tüketimi önlemeyi çalışıyoruz. Ekolojik tarımın insan ve doğa sağlığı için önemini her seferinde takipçilerimizle paylaşıyoruz. Çevre etkinliklerine katılıyoruz. 

7) Başarılı bir girişimci olarak, sizi GekoO’nun kuruluşunda en mutlu eden ve en zorlayan konular nelerdi?

Önce zorluklardan bahsedeyim. Sosyal bir girişim olarak, henüz organik tüketimin yaygınlaşmadığı ve sürekli ekonomik ve politik krizler yaşayan bir ülkede tutunmaya çalışmak bizi oldukça zorladı. Birçok ham madde üreticimiz ekonomik krizler nedeniyle piyasadan çekildi. Her krizde yeni bir strateji belirleyip, yeni ürünler geliştirmek zorunda kaldık. Ne yazık ki aralıksız çalışmak biraz oğlumla geçireceğim değerli zamanları azalttı. 

Olumlu gelişmeler ise kuruluşumuzun 3. Yılında büyüme kararı aldık. Bize güvenen iki melek yatırımcının desteği ile doğru zamanda başarılı bir hamle gerçekleştirdik. 

Sosyal girişimlerin ülkemizde yatırım veya hibe fon alması imkânsız gibi bir şey. Biz diğer sosyal girişimlere böylece umut kaynağı olduk. 

Bir diğer başarımız bu yıl Almanya ve Hollanda’ya ürünlerimizi göndermeye başladık. 

Katma değerli ürünlerle ihracat yapıyor olmak bizim için ayrı bir gurur. GekoO markasını uluslararası bir marka yapmak için ilk adımı böylece atmış olduk.    

8) Sizi farklı projelerde de görecek miyiz? Bir sonraki hedefiniz nedir? 

İç pazarda bazı iş ortaklıkları ve çok farklı ürünler üzerine çalışıyoruz. Sistem altyapımız çok güçlü olduğu için bu projelerin başarılı olacağını düşünüyorum. 

Bir diğer markamız olan ‘Neşeli Tahıllar’ ailesine yeni ürünler katılacak. 

Orta vadede Almanya’da GekoO’nun devamı bir işletme kurmayı planlıyoruz. Kalkınma ajansları ile görüşmelerimizi yaptık. İş planı hazırlığımız ve tesis araştırmamız eş zamanlı devam etmekte. Pandemiyi sağlıkla ve bir an önce atlatmak en büyük dileğimiz.

Doğum sonrasında meydana gelen deformasyonlar, hemen her annenin başlıca sorunları arasında yer alıyor. Doğum sonrası hangi estetik operasyonlar yapılabilir? Vücudunuzu eski formuna kavuşturabilir misiniz? Daha iyi görünmek için ameliyat seçenekleri hangileridir? Gibi sorulara Plastik Estetik ve Rekonstüktif Cerrahı Uzmanı Doçent Doktor Tayfun TÜRKASLAN cevap veriyor.

Hamilelikle birlikte vücuda bir dizi dış ve iç değişiklik gelir. Bazı kadınlar hamilelikten sonra da eskisi kadar iyi görünürken bazı kadınların vücutlarında deformasyonlar oluşmaktadır. Eğer hamilelik sonrası vücudunuzdan memnun değilseniz ve bir estetik operasyona ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, herhangi bir estetik operasyon uygulamadan önce çocuğunuzun doğumundan sonra en az altı ay bekleyin. Bazı doktorlar bir yıl beklemenin daha uygun olduğuna inanıyor. Sonunda, yaptırmak istediğiniz prosedür, ne kadar beklemeniz gerektiğinin arkasındaki belirleyici faktörlerden biri olacaktır. Kadınların bebek sahibi olduktan sonra odaklandıkları dört ana alan vardır: Göğüsler, karın, aşk tutamacı, iç dudaklar ve vajina. Doğum sonrası deformasyon oluşan hemen her doku üzerinde estetik operasyonlar gerçekleşebiliyor.

 

Tabii bu noktada bir hususun altı çizilmelidir. Neredeyse hiçbir estetik cerrahi operasyonu, doğumdan çok kısa bir süre sonra yapılmaz. Öncelikle emziren annenin korunması esastır ki, doğum sonrası doğal toparlanma süreci de beklenmelidir. Biz hekimler, bu konuda karar verebilmek için muayeneyi uygun buluyoruz. Kişinin durumuna göre karar vermek, en doğru yöntem olarak kabul görüyor.

Gebelik süreci ve doğrum sonrasında vücutta meydana gelen deformasyonların giderilmesi için birçok farklı uygumla gerçekleştiriliyor. Bunlara uygulama alanlarına göre maddeler halinde değinelim.

Göğüsler

Hamilelikten sonra meme büyütmeyi düşünmeden önce beklemenin önemine dair birkaç önemli husus vardır. Göğüsleriniz doğumdan birkaç ay sonra değişecektir. Emzirmeye karar verdiyseniz, emzirmeyi bırakana kadar değişiklikler devam edecektir. Deri ve meme dokusu stabilize olana kadar meme ameliyatı tavsiye edilmez.

Zaman çizelgesi: Emzirmeden üç ila altı ay sonra veya emzirmiyorsanız doğumdan üç ila altı ay sonra.

Karın

Doğum sonrası altı ayda, karnınızın derisinde ve yağında meydana gelen değişiklikler olabilir. 6 aydan kısa zamanda yapılan liposuction veya karın germe erken olabilir. Cildinize bağlı olarak, cildiniz üç ila sekiz ay arasında değişim gösterecek ve tam olarak sabitlenmesi gerçekleşecektir.

Zaman çizelgesi: Karnın gebeliğin etkilerini tersine çevirmesi bir yıla kadar sürebilir ve bir yıl içindeki gebelikler için daha da uzun sürebilir.

Bel Simidi

Dalgalanan hormonlar, hamilelik olmadan bile yağ kaybını ve yağ kazanımını etkileyebilir. Sadece regl dönemindeyken vücudunuzun nasıl değiştiğini düşünün ki bu dalgalanmaların hamilelik sırasında ve doğum sonrası dönemde ne kadar dramatik olduğunu bir düşünün. Buna emzirme ile ilgili hormon değişimlerini de ekleyin. Hamilelikten sonra hormonların normale dönmesi bir yılı bulabilir.

Zaman çizelgesi: Liposuction, bir yıl dolmadan yapılabilir, ancak fazlalıkları gidermek için kendinize biraz zaman verin, özellikle de bel simitleri sizin için yeni bir kilo alınan bölge ise. En iyi çözüm, ameliyattan tamamen kaçınmak için ilk olarak hamilelik sırasında aşırı kilo alımından kaçınmaktır.

Vajina

Vajina genişlemesi, çocuk doğurmanın olası sonuçlarından bazılarıdır. Bu başınıza geldiyse, mide ve göğüslerde olduğu gibi, bebek doğurduktan sonra bu bölgelerin alışması için biraz zaman geçmesi gerekmektedir. Vajinanızın vajinal doğum öncesi olduğundan daha gevşek olduğunu düşünüyorsanız ve cinsel yaşamınızı etkiliyorsa, vajinoplasti bir olasılıktır, ancak doğumdan en az altı ay sonra yapılmalıdır. Daha fazla çocuk sahibi olmayı düşünüyorsanız, tüm çocuk doğurma işlemi bitene kadar beklemek akıllıca olabilir. Sonra yine, eğer vajina çok gevşekse, artık çocuk doğurmayacağını düşünüyorsanız bu operasyonlar iyi bir seçenek olabilir.

Vajinal dudaklarda ise bunlar doğumdan sonra küçülecektir. Uzamış vajinal dudaklar, bazı kadınlarda ergenlik çağından sonra olduğu için her zaman hamileliğin bir sonucu değildir. Cinsel ilişki, egzersiz veya giyim tarzınızı engellediğini fark ederseniz, labioplasti sizin için ameliyat olabilir.

Zaman çizelgesi: Vücudun hamilelikten sonra bu prosedürleri düşünmeden önce – en az altı ay – alışması için zamana ihtiyacı vardır.

Önemli Not:

Estetik ameliyattan önce en az altı ay beklemeniz gerekmektedir. Kişisel olarak hiçbir kadına doğum sırasında ve hatta kısa bir süre sonra estetik cerrahi işlemlerini düşünmesini önermiyoruz. En az altı ay sürecek olan mide, göğüs ve diğer alanların dokusunun küçülüp yeniden yerleşmesini beklemelisiniz.

Çoğu cerrah, kadınların vücutlarının doğal olarak şekle girmesi için zamana sahip olmasını sağlamak için doğumdan sonraki ilk altı ayda kadınları ameliyat etmeyecektir. Başta da belirttiğim gibi; doğal süreç beklenmeli ve daha doğru karar vermek için vücudun kendi şeklini alması sağlanmalıdır.

Çok önemli bir bilgi olarak, estetik cerrahlar dışında hiç kimseye itibar etmemeniz notunu eklemek gerekir. Estetisyenler, doğal terapi yapan güzel merkezleri, cerrahi yapamaz. Bunun tek yetkili uygulayıcısı; tıp doktorlarıdır. En doğru bilgiyi almak ve doğru sonuca ulaşmak için hekiminiz ile görüşünüz.

Çocuklarda çok sık rastlanan reflü, bebeklerde birinci aydan itibaren görülmeye başlar ve kusmalara neden olur. Bebeklerde beslenme şeklinin değerlendirildiğini, beslenme hataları olabileceğini söyleyen Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nermin Tansuğ, “Anneler özellikle bebeklerin beslenmesini desteklemek ve sabaha kadar uyumalarını sağlamak için yatmadan önce veya uykuda bebelerini beslerler. Ancak bu reflüyü artırır. Bu nedenle yapılmamalıdır. Özellikle reflüsü olan bebekler ve çocuklar son öğününden iki saat sonra yatırılmalıdır” diyor. Prof. Dr. Nermin Tansuğ reflüsü olan bebekler için annelere önerilerde bulundu.

1) Bebeklerin yalancı emzik kullanmaları da reflü tedavisinde faydalı olabilir. Emzik bebekte tükürük salgısını ve bağırsak hareketlerini artırarak reflü olasılığını azaltır.

2) Anne sütü ile beslenen bebeklerde reflü belirtileri daha az görülür. Verilen besinlerin koyulaştırılması ya da keçi boynuzu tozu katılmış özel mamalar kullanılabilir.

3) İnek sütü alerjisi varsa diyetten inek sütü çıkartılmalıdır.

4) Pasif sigara içimi de reflüyü arttırır. Bu nedenle evde sigara içilmemelidir.

5) Büyük çocuklarda reflüyü arttıran çikolata, aşırı yağlı baharatlı, acılı, ekşili cips, ketçap, mayonez, hardal, soğan, sarımsak gibi gıdalar, asitli gazlı içecekler yasaklanmalıdır.

6) Öğün miktarları küçük tutulmalı, ideal vücut ağırlığı korunmalı, akşam yemekleri yatmadan en az 2 saat önce yenmeli, yemeklerden sonra en az 1 saat yatar pozisyon alınmamalıdır.

7) Karın içi basıncını azaltmak amacı ile çok sıkı elbiseler giydirilmemeli, kemerler çok sıkılmamalıdır.

8) Öncelikle beslenme şekli ve çevre koşulları düzeltilmelidir. Reflü tanısı alan çocukta yatak başı 30 derece kadar yükseltilmelidir. Özellikle sol yan pozisyonda yatırılmaları reflüyü azaltır.

9) Reflüsü olduğundan şüphe edilen bebeklerin beslenmesinde dikkat edilecek nokta, kusmalar nedeniyle bebeğin normal koşullarda beslenmesini sürdürememesidir. Bu nedenle bebek çok yakından takip edilmeli düzenli olarak kilo artışı izlenmelidir.

10) Az miktarda, sık sık beslenmelidir. Her beslenmeden sonra gazı çıkarılmalıdır.

Tedavisi nasıl yapılır?

Reflü hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar ise yemek borusu kapakçığının basıncını artırarak, mide içeriğinin yemek borusuna kaçışını önler, mide boşalmasını kolaylaştırır, mide asidini nötralize eder veya azaltır. İlaçla tedaviye yanıt alınamadığı geçici solunum durması, ani bebek ölümü tehdidi gibi ciddi belirtiler varsa, darlık gelişmişse, doğuştan kalp hastalığı veya zeka özürlü çocuklarda ender olarak cerrahi tedavi uygulanabilir.

Hamilelik yapılması gereken testler hem bebeğin hem de annenin bu süreci sağlıkla geçirmesine yardımcı oluyor, gerekli olacak zamanda tedavi olacak. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Rukset Attar, gebelik döneminde yapılması gereken testlerin çok önemli olduğunu söyledi.

Yapılan Düzenli Kontroller Sayesinde düşük, gebelik problemleri, erken doğum gibi istenmeyen durumların Önüne geçilerek anne bebek sağlığının korunabileceğini vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Rukset Attar  söz konusu Testleri ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyardı. Attar, “hamilelikte ortaya çıkabilecek bir grupta yapılacak testlerin tek başına tüm hamile kadınlarda hekim kontrolünde rutin olarak yapılırken rutin kalan diğer testler, aday ve ailesinin tıbbi öyküsü hekim gerekli görürse yapılabiliyor” dedi.

Gebelik Testi (Beta hCG)

Rukset Attar, bu testle hem gebeliğin gerçekten var olmadığını göstermesi hem dış gebelik ve rahim içi gebeliğin ayırt edilmesinde önem taşıdı da yazıyor. Bu aslında beta hCG ile birlikte ultrasonografi yapılması gerektiğine de işaret etti.

İkili Tarama Testi Güvenilirliği Yüksek Bir Tarama Testi

11-14 hafta arasında ikili tarama testi adı verilen ve Aşağı Sendromu olmak üzere bazı kromozom bozukları için risk durumunu gösteren kan testi yapılıyor. Rukset Attar, şu bilgileri verdi: “Ultrasonda bebeğin ense, burun kemiğinin olup, kardiyak veya başka bir anomali olup olmadığında kontrol ediliyor. Riskli gebeliklerde 10. haftadan itibaren anne kanında serbest fetal DNA testi yapılabilir. Serbest Fetal DNA testinde; anne adayının kanından serbest fetal DNA elde edilerek fetal kromozomlar incelenir. Bu test kesin bir tanı testi olmamakla birlikte, güvenilirliği yüksek bir tarama testi olarak kabul edilir. ”

Üçlü ve Dörtlü Tarama Testleri

16-20 haftalar arasında kromozom anomalisi ve spina bifida taraması için üçlü veya dörtlü test yapılabildiğini hatırlatan Prof. Dr. Rukset Attar, “İkili, üçlü, dörtlü tarama testleri ve anne kanında serbest fetal DNA testi tarama testleridir. Bu yüzden bu testlerde yüksek risk çıktığı kesin tanı sunmak için gebelik haftasına göre koryon villus biopsisi, amniosentez veya kordosentez yapılması gerekiyor “dedi.

Detaylı Ultrason ile Önemli Parametreler Değerlendirilir

Rukset Attar’ın elinde göre göre, 20-22 haftalar arasında bebeğin organlarının durumu, bebeğin adı verilen plasentanın durumu, rahim ağzı uzunluğunun devam etmesi, rahimi besleyen damarlardaki kan akışı gibi seçenekleri için detaylı ultrasonografi yapılması gerekiyor.

Şeker Yüklemesi

Gebelikte gebelik hormonlarının da etkisi ile diyabeti olmayan kadınlarda gestasyonel diyabet adı verilen gebelik şeker hastalığı görülebiliyor. “Gestasyonel diyabet tanısı konulup tedavisi yapılmazsa bebekte intrauterin ödeme, doğum sırasında ve doğumdan sonraki sorunlara yol açabiliyor” diyen Prof. Dr. Rukset Attar, şu bilgileri verdi: “Bu bazı tanısının konulması önem arz ediyor. Bu tür 24-28 haftalar arasında 75 gr şeker yükleme testi yapılıyor. Bir diğer test de 50 gram şeker testi olup bunda yüksek değer çıkması durumunda tanı için 100 gram şeker yükleme testi yapılıyor. Ayrıca tam kan sayımı, idrar tahlili ve idrar kültürü de tekrarlanır. Rh uygunsuzluğu olan gebelerde 28 haftada indirekt coombs testi tekrarlanarak sonucuna göre kan uyuşmazlığı iğnesi yapılması gerekiyor. ”

Son Aylardaki Testler de Önemli

Gebeliğin oğlu, hem annedeki sancı durumunu hem de bebeğin kalp atışlarını okuyabilir, NST tarihinde hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Rukset Attar, “NST gebeliğin 32-34. haftalarında başlanır. Ancak erken doğum gibi gebelikle ilgili risklerinin varlığında doğumda gebelikte başlanabilir. 35-37 haftalar arasında B grubu streptokok için vajen ve anüsten kültür alınır. Tüm gebelik boyunca anne adayının şikâyetlerine göre tam kan sayımı ve idrar tahlili tekrarlanır “diye konuştu.

Sling, annelerin kendi üstlerine bağladıkları, bazılarının deyimiyle bebeğini giydikleri esnek kumaştan yapılmış bebek taşıma aparatıdır. Sling aynı zamanda bebekler yeni doğduktan sonra kendilerini anne karnında gibi hissettikleri tek yerdir. Doğumdan sonraki ilk 3 ay bir çok doktor için 4. trimester olarak adlandırılır. Bebek bir süre daha gelişimini tamamlamak için anne karnındaymış gibi hissetmek ister ve dar bir alanda, sıcak şekilde sarmalanmak çok hoşuna gider. Anne ve bebeğin birbirine yapışık durmasını sağlayan sling (farklı şekilleri ve kumaşlardan yapılmış olanları da var) hem annenin ellerini rahatça kullanmasını sağlar hem de bebeğe istediği güvenli ortamı sunar.

Slingin bağlanması bir çok kişi için zordur. Konuyu uluslararası babywearing okullarından sertifikalı Babywearing Danışmanı Ceylan Fidan’a danıştık. Kendisi Womanlogy anneleri için “Sling nasıl bağlanmalıdır? ” adlı bir video hazırladı :

Kullanım şekli çok eski zamanlardan günümüze kadar değişmeyen sling, dünyanın her yerindeki anneler ve bebekleri tarafından severek kullanılıyor. İşte sling kullanımının faydaları:

  • Güvenli bağlanmanın kurulmasına yardımcı olur.
  • Kolik bebeklerde sakinleşmeyi sağlar.
  • Gaz sancılarını hafifletir.
  • Bebeğin kendini güvende hissetmesini sağlar. Bu da beyin gelişimi için olumlu bir etki oluşturur.
  • Annenin ellerini rahatça kullanmasını sağlar.
  • Bebeği taşımak anne açısından kolay ve ergonomiktir.
  • Emzirmek sling içerisinde de mümkündür.
  • Sling içerisinde bebeğin duruş pozisyonu M veya kurbağa pozisyonu şeklindendir. Bu yenidoğan dönemi için en rahat ve sağlıklı duruş pozisyonudur.
  • Sling katlanabilir olması açısından kullanılmadığında da çanta içinde taşınması kolaydır.
  • Yıkanabilir ve yeniden kullanıma uygundur.

Babywearing Danışmanı Ceylan Fidan’ı takip etmek ve konuyla ilgili farklı bilgiler de edinmek isterseniz siz de instagram üzerinden “bebeginigiyenlerkulubu” hesabını, facebook üzerinden ise “Bebeğini Giyenler Kulübü” hesabını takip edebilirsiniz.

Sevgiler

 

 

Geçtiğimiz günlerde “Pandemi sürecinde hamile olanlar süreci nasıl geçirmeli? “ başlıklı yazımızda Dr. Pınar Kadiroğulları tarafından tüm anne adaylarının bilgilendirilmesi amaçlanmıştı. Şimdi ise bu kritik süreçte doğum yapacak olan tedirgin annelerimizi düşünerek  pandemi sürecinde doğum yapan annelere ne gibi öneriler sunulabilir,  kendilerinin ve bebeklerinin sağlık kontrollerini, bakımlarını nasıl yapmalılar gibi detaylar yine Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Pınar Hanım tarafından  Womanlogy anneleri için hazırlandı :

  • Korona virüs salgını döneminde gebelik takibi nasıl yapılmalıdır?

Hastane ortamı da virüsün bulaş riskinin en yüksek olduğu yerler arasındadır. Gebe takip kılavuzunda bir gebenin, gebelik boyunca minimum 4 defa doktor kontrolüne gitmesi önerilmektedir. Salgın döneminde gebelik takibinde sorun olmayan risksiz gebelerde kadın doğum uzmanı tarafından gebe takip kılavuzları önerileri doğrultusunda poliklinik kontrollerinin zaman aralıkları planlanmalı ve doğum zamanı belirlenmelidir. Acil bir durum söz konusu olmadığı sürece korona virüs enfeksiyonu doğum zamanlamasını veya doğum şeklini (normal vajinal doğum veya sezaryen doğum) etkilememektedir.
Anne adayları takip eden hekimleri ile online görüşebilecekleri bir sistemi oturtmalı ve ihtiyaç halinde hekimi ile irtibatta olmalıdır. Bu şekilde gerçekten acil durumlar atlanmamış olacak veya gereksiz olarak hastaneye gelişlerinin önüne de geçilmiş olacaktır. Zaten birçok hastane online randevu sistemi oluşturmuş olup acil durumlar dışında bunları tercih etmeleri önerilir. Hekim ultrason değerlendirmesine ihtiyaç duyar ise hastaneye davet edecektir. Yenidoğanların ilk muayeneleri önem arz etmekte olup doğum esnasında yenidoğan hekiminden alacakları ayrıntılı bilgi ve takip rutinine göre bebeklerini kontrollere getireceklerdir. Yine çocuk doktoru ile de online görüşme talep edebilirler.

  • Korona virüs saptanan hamile doğum sonrası bebeğini anne sütü ile besleyebilir mi? Enfekte anne bebeğini enfeksiyona karşı nasıl korumalıdır?

Elimizdeki mevcut bilgiler kısıtlı olmak ile birlikte korona virüsün anne sütüne geçmediğini göstermektedir. Bebeğe bulaş riski konusunda temel kaygı şiddetli semptomları olan kişilerde bebeğe damlacık yani solunum yolu ile bulaşma riskidir. Şiddetli semptomları olan kişilerde anne ile bebeğin ayrı ayrı izolasyonuna ihtiyaç duyulabilir. Hafif semptomları olan veya semptomu olmayan kadınlarda olası riskler gözden geçirildikten sonra emzirmeye izin verilebilir. Solunum veya temas yolu ile bulaş konusunda gerekli tedbirleri aldıktan sonra anneler bebeğini emzirebilir. Anne koruyucu maske takmalı ve bebeğine dokunmadan önce mutlaka ellerini yıkamalıdır. Bebek ile anne aynı odada kalıyor ise mesafe en az 1 metre olmalı ve mümkün ise araya perde gibi bir bariyer koyulmalıdır.

Sevgiler

Bebeğinizle geçen keyif  dolu 6 ayın ardından ek gıdaya geçiş dönemi geldiyse, artık bebeğiniz yeni tatlar için hazır kabul edilir ve bu aydan itibaren beslenme konusunda yeni bir macera başladı demektir. Peki bu yeni süreçte nelere dikkat edilmeli ve hangi püf noktalar göz önünde tutulmalıdır?

  • 6. aydan önce ek gıda vermek bazı problemleri de beraberinde getirmektedir. Pek çok doktor ek gıda için acele edildiğinde alerji, hazımsızlık, kabızlık, gaz ve ilerideki dönemlerde şişmanlık sorununun yaşandığını belirtmektedir. Bu sebeplerden dolayı ek gıda için acele etmemeli ve bebeğinizi zorlamamalısınız.
  • Ek gıdaya geçişte geç kalındığında ise ; büyüme geriliği, vitamin ve mineral eksiklikleri, ayına göre bebeğinizin kilosunda düşüklük, bağışıklık sisteminde azalma, ishal söz konusu olabileceğinden dolayı geç kalınmaması da gereklidir.
  • Katı gıdaya geçerken 3 gün kuralı bebeğinizin alerjik reaksiyonu olup olmadığı konusunda size yol gösterecektir.  Yani bebeğinize yeni bir gıda verdikten sonraki 3 gün farklı bir gıda vermemeniz bebeğinizin verdiğiniz yeni gıdaya alerjisi olup olmadığını belli edecektir.
  • Bal, yeşil erik, inek sütü, tuz ve baharatlar ilk 1 yıl bebeğinize verilmemelidir.  Çilek , domates, böğürtlen, kavun gibi bazı meyveler de alerjik riski yüksek olduğundan acele edilmemeli ve öncelikle az verilip alerji durumu kontrol edilmelidir.
  • Bebeğinizin istemediği bir besini bir süre vermeyip daha sonra açken yeniden vermeyi deneyiniz. Eğer yine istemezse ısrarcı olmayınız ve 2-3 ay sonra yeniden deneyiniz.
  • Bebeğinize verdiğiniz her besinin taze olmasına özen gösteriniz. Besinleri önceden hazırlayıp, sık sık ısıtmamaya dikkat ediniz.
  • Vereceğiniz besinleri blender ile ezmek yerine çatalla ezmeniz bebeğinizin katı gıdaya daha kolay adapte olmasını sağlayacaktır.
  • Bebeğinize 6. ve 7. aylarda yumuşak ve ezilmiş besinleri, 8. ay ile 12. ay arasında pütürlü ve püre kıvamındaki besinleri, 12. aydan sonra ise kolay çiğnenebilen besinleri verebilirsiniz.

Ek besinlere başlamanın en önemli nedeni artık anne sütünün gelişim açısından tek başına yeterli olmadığıdır. Ancak bu anne sütünün artık önemsiz olduğu anlamına asla gelmez çünkü bebeğiniz hala enerji , protein ve mineral ihtiyacının çoğunu anne sütünden alacaktır. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü’nün de belirttiği gibi en az 2 yıl  bebeğinize anne sütü vermeniz önerilmektedir.

Bebeğinizi kucağınıza aldığınız o ilk gün heyecan ve mutluluğun yanı sıra bir dizi yenilik de beraberinde size eşlik ediyor olacak.  Bunlardan biri de bebeğinizin kişisel bakımı.  Ağız içi, kulak, burun, göz, cinsel bölge, tırnak bakımı gibi kişisel bakım konularında sizlere yardımcı olacak bilgiler ile her zamanki gibi yanınızdayız.

Tüm kişisel bakım konularında uymanız gereken ilk kural bebeğinize dokunmadan önce ellerinizi mutlaka titizce yıkamak ve tırnaklarınızın kısa ve temiz olmasına özen göstermek olmalıdır. Bebeğinizin kişisel bakım kılavuzu için işte listemiz :

  • Ağız içi : Bebeklerde pamukçuk yeni doğan döneminde sık görülen bir durumdur. Pamukçuğun önüne geçebilmek için yapmanız gereken şeylerden ilki günde 1 kez, eczaneden temin edeceğiniz gazlı bezi kaynamış ılımış içme suyu ile ıslatıp parmağınıza dolayarak bebeğinizin ağız içini nazikçe temizlemektir. İkinci olarak eğer emziriyorsanız aynı yöntemle meme ucunuzu temizlemek ve son olarak mümkün olduğunca emzik ve biberondan uzak durmaktır. Emzik ve biberon kullanan bebeklerde pamukçuğun daha sık görüldüğü gözlemlenmiştir.
  • Burun : Burun içi hassas bir bölge olduğundan kesinlikle el veya yabancı maddeler ile dokunulmamalıdır. Yeni doğan döneminde bebeğinizde burun tıkanıklığı varsa önerilen yöntem serum fizyolojik adı verilen zararsız tek kullanımlık steril damlalardır. İlerleyen dönemlerde ise burun aspiratörü adı verilen basit kullanımlı aparatlar kullanılabilir.
  • Kulak : Kulak içerisine hiç bir şekilde yabancı cisim ile dokunulmaması belirtilir. Kulak kepçesi ve kulak arkasını yine ağız içinde olduğu gibi kaynamış ılımış içme suyu ile ıslatıp parmağınıza doladığınız gazlı bez ile narince temizleyebilirsiniz.
  • Göz : Göz temizliği çapaklanmalar olabileceğinden dolayı önemlidir ve mutlaka göz içine değmeden, kirpik hizasında iç kısımdan dış kısma doğru yapılmalıdır. Kulak ve ağız içinde olduğu gibi göz temizliğinde de gazlı bezi kaynamış ılımış içme suyu ile hafifçe nemlendirerek yapılmalıdır.

  • Tırnaklar : Bebekler bazen kısa tırnaklı bazen de uzun tırnaklı olarak doğar. İlk dönemlerde tırnaklar uzun ise bebeğiniz yüzünü çizebilir bu sebepten bakımı önemlidir. Kağıt törpüler size ilk etapta yardımcı olacaktır, sonraki aylar için bebeklere özel tırnak makaslarından edinebilir ve uzama sıklığına göre kısaltabilirsiniz.
  • Parmak araları : Bebeklerin parmak aralarında sizi şaşırtacak derecede toz birikmesi olabilir. Banyo esnasında bebekler ellerini yumruk yaptığından ötürü bu tozlar çoğunlukla temizlenmeden kalabilir. Bu yüzden banyo harici temizlemeniz gerektiğinde yine gazlı bez veya kokusuz ve kuru bebek temizleme mendillerinden faydalanabilirsiniz. Elbette yine kaynamış ılımış içme suyu kullanmanızda fayda var çünkü bebeğinizin ellerini ağzına götürmesi an meselesi.
  • Cinsel Bölge : Bebeğinizin cinsel bölgesini temizlerken dikkat etmeniz gereken en önemli nokta temizliğin arkadan öne değil, önden arkaya doğru yapılması. Anüste biriken dışkının, cinsel bölgeye bulaşmaması açısından bu kısım önemlidir. Piyasada satılan ıslak kolonyalı mendillerde başka katkı maddeleri de olduğundan ötürü ıslatarak kullanabileceğiniz, kuru halde satılan bebek temizleme mendilleri işinize yarayacaktır. Ayrıca bebeğinizin poposunda pişik olmaması için bezini sıkça değiştirmekte ve pişik kremi kullanmakta da fayda var.

Bebek bakımını paylaştığımız bu yazımızın dışında merak edenler için “Bebeğinizin İlk Banyosu” adlı yazımızda da banyo yaptırmayla ilgili detayları keyifle okuyabilirsiniz 🙂