Etiket

covid-19 tedavisi

Yazılar

Hiç bir aşı bu kadar sevilmedi!

1 yılı aşkın süredir dünyayı avucunun içine alan korona virüs nihayet aşı ile beraber hayatımıza veda etmeye başlıyor. Bazı ülkelerde hızla tamamlanan aşılama furyasına ülkemiz de katıldı ve 2 farklı aşı tipi şuan için uygulanıyor. Sinovac ve Biontech’ten sonra üçüncü aşı olarak Türkiye piyasasına adım atan Sputnik de yakında seçenekler arasında anılacak. Hangi aşıyı seçeceği ise halkın kendi iradesine bırakıldı. “Biontech mi, sinovac mı, sputnik mi? Hangi aşı tercih edilmeli?” sorusu herkesin kafasını karıştırıyor. 

Tüm merak edilenler için Trabzon/Şalpazarı İlçe Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mustafa Çölkuşu ile Womanlogy okurları için kısa bir röportaj gerçekleştirdik.  Siz de Dr. Mustafa Bey’in cömertçe paylaştığı mesleki bilgilerinden faydalanmak istiyorsanız “dr.nobody” twitter hesabından kendisini takibe alabilirsiniz.

İşte röportajımızın detayları:

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

İsmim Mustafa Çölkuşu, 30 yaşındayım,  “Dr.Nobody” olarak sosyal medya kanalı olan Twitter’da 1 yılı aşkın süredir koruyucu hekimlik faaliyetleri kapsamında çeşitli bilgiler paylaşmaya ve tarafıma yöneltilen sorulara bilgim dahilinde cevap vermeye çalışıyorum. Bu durum her ne kadar günlük yaşantımı etkileyecek boyutlarda vaktimi alsa da henüz bir değişikliğe gitmeyi düşünmüyorum ☺ 

Meslek hayatıma gelecek olursak;  5 yıldır 1. 2. 3. Basamak olmak üzere sağlık sisteminde bir çok kurumda çalışmış bir saha hekimiyim. Son olarak Trabzon/Şalpazarı İlçe Devlet Hastanesi’nde Başhekim  olarak görevlendirildim ve 8 aydır bu görevde bulunmaktayım. Her ne kadar unvanım başhekim olsa da içinde bulunduğumuz süreçte sahada aktif olarak çalışmaya devam etmekteyim.

Aşı olma konusunda çekinceler özellikle orta yaş üstü nüfusta hala devam ediyor. Bu kişileri ikna edebilmek için nasıl bir yol izlenmeli?

Aslında aşı karşıtlığı düşündüğümüzün çok altında, ancak aşı karşıtlarının hızlı bir şekilde organize olabilmesi ve seslerini gür çıkartabilmesi nedeniyle sayıları olduğundan fazla gözüküyor ve bu durum da aslında aşı konusunda çekincesi olan vatandaşı da etkiliyor. Bu kişileri ikna edebilmek için bizlerin bilgi sahibi olması gerekiyor ve bu yüzden sürekli güncel yayınları takip etmeliyiz. Kişilerin çekincelerinin ne olduğunu anlayıp çözümler üretmeliyiz. Ancak en önemlisi çekincesi olan kişilere örnek olmalıyız. Bu mantaliteyle sağlık çalışanlarının büyük bir kısmı ulaşabildikleri ilk aşıyı 1 hafta gibi bir süreçte yaptırdılar.

 

Şuanda ülkemizde 2 farklı aşı uygulanıyor, ancak aşı seçimi konusunda kararsızlık yaygın. Sizce hangisini seçmek daha doğru?

Dünya’da uygulanan aşı sayısı 1 milyarı geçti, bu uygulanan aşılar hakkında elimizde ilk çıktıkları zamana göre çok daha fazla veri mevcut. Öncelikle şunu biliyoruz ki uygulanan aşıların tamamında ciddi bir yan etki profili görülmedi, yani şu an dünyada uygulanan aşıların güvenli olduğunu söyleyebiliriz. Koruyuculuğa geldiğimizde ise hepsinin koruyuculuğunun olduğunu da gördük ancak kendi içlerinde koruyuculukları değişiyor. mRNA aşılarının (Pfizer / BioNTech ve Moderna ) koruyuculuğu diğer gruplara göre daha fazla ( 2 doz aşılamada; Pfizer-BioNTech aşısı, hastalığa karşı yüzde 95 ve Moderna aşısıyüzde 94 oranında koruma sağladı.) mRNA aşılarını koruyuculukta viral vektör aşıları takip etmekte ( iki doz sonrası Sputnik %92, Astra-zenca %70- %86 ), sonrasında ise inaktif aşılar gelmekte (Sinovac %50-82 , Sinopram %79 ). Ayrıca burada bir parantez daha açmak gerekirsek mRNA aşılarının tek doz uygulama sonrası bile yüksek oranda koruyuculuğu bulunuyor ve aynı zamanda taşıyıcılığı da önlüyor. Ülkemizde Sinovac ve Biontech uygulanmakta, yakın zamanda 3. Bir aşı olarak da Sputnik aşısının gelmesi gündemde. Bu 3 aşıyı da güvenle olabilirsiniz, Koruyuculukları arasında çeşitli farklar olsa da hepsi bağışıklığımıza fayda sağlıyor ve ciddi anlamda bir koruyuculuk kazanmamızı sağlıyor. 

“Öncelikle şunu biliyoruz ki uygulanan aşıların tamamında ciddi bir yan etki profili görülmedi” Dr. Mustafa Çölkuşu

Her iki aşının da bilinen yan etkileri tam olarak nelerdir?

Aşıların yan etkileri hakkında çalışmalar halen daha devam etmekte, sonuçta ilerleyen süreçte tam anlamıyla yan etkileri ve sıklıklarını ayrıntılı bir biçimde göreceğiz ancak şu an yan etki konusunda yapılan bir çok çalışmada oranlar netleşmese de ciddi bir yan etki görülmesi gibi bir durum söz konusu değil. Genel olarak yan etkileri hafif ateş, aşı bölgesinde uyuşma, kızarma, ağrı, halsizlik, çeşitli gastroenterik problemler  gibi genel olarak aşı sonrası gözlemlediğimiz basit yan etkiler olarak karşımıza çıkıyor.

Aşıların yeni varyantlara karşı da koruyuculuğunu kıyaslayabilir misiniz?

Bu konuda çok sayıda çalışma yapılıyor olsa da genel anlamda varyantlara karşı da koruma mevcut. Biontech konu ile ilgili en geniş çalışmayı yapan aşı. Sonuçları ise gerçekten sevindirici, görülen varyantlar üzerine de koruyuculuğu bulunmakta.

Ülkemizde aşı üretimi konusunda çalışmalar yapıldığını biliyoruz. Sizce yakın zamanda güzel haberler alabilecek miyiz?

Ülkemizde birkaç farklı merkezde aşı çalışmaları yürütülüyor, mevcut aşı pazarına giremeyiz ancak ilerleyen dönemde kullanımda kendi aşılarımızın da kullanılacağını düşünüyorum. Ancak 2021 için bu güzel haberleri alamayacağız gibi duruyor.

Bir dönem medyada, maske ve eldiven kullanımının beklendiği gibi koruyuculuk sağlamadığı haberleri duyuldu. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Eldiven kullanımını başından beri önermedik, ben acilde çalışırken bile vücut bütünlüğü bozulmuş hastaya müdahale etmek dışında çok fazla eldiven takan birisi değilim. Çünkü eldiven her zaman için yalancı güven duygusu verir, onun yerine sık el yıkamak daha iyidir. Ancak maske ve mesafe denildi mi bende akan sular durur, çünkü bir birey olarak gerçekten bu virüse karşı alabileceğimiz en koruyucu önlem bu! 

Açık konuşmak gerekirse pandeminin bizim ülkemizde çok sayıda vaka ile seyretmesinin asıl sebebi de bu, maske- mesafe kuralına uyulmaması. Sorun toplu alanlar değil, insanlar toplu alana gireceklerinde maskelerini takıyorlar-mesafelerini korumaya çalışıyorlar ancak bir tanıdık gördükleri an o kadar kalabalık içinde dahi olsa o maske iniyor mesafe gidiyor dip dibe konuşmalar başlıyor.

Eski yaşam düzenine dönmemiz için sizce ne kadar süre daha beklememiz gerekiyor?

Pandemi dönemleri için şunu söyleyebiliriz; zincirin en zayıf halkası kadar güçlüsünüzdür. Etkin aşılamanın yapılıp topluca bağışıklık kazanılmadığı müddetçe ki bu maalesef 2021 için öngörülmüyor, pandemi devam edecek. Bu yılın kaybettiğimiz son yıl olması için elimizden geleni yapıyoruz ancak önümüzde daha uzun bir yol olduğunu üzülerek ifade etmek istiyorum. Pandeminin bitmesi ve eski yaşantımıza dönebilmemiz için 2 şeyi ülke olarak iyi yapmamız lazım; 1)Yaygın ve hızlı aşılama 2)Sirkülasyonun önüne geçme (Yurtdışı ve iller arası) ancak yaz döneminin başlamasıyla turistik faaliyetlerimizin hız kesmeden başladığını görüyoruz, üzerine bir de yasaklar sebebiyle tatil beldelerine, memleketlerine göçen vatandaşlarımız mevcut. Özetle 2021 yılı elden gitti 2022 yi umarım kurtarırız. Eski yaşama pandemi bitse dahi uzun bir süre dönemeyeceğimizi düşünüyorum. Hepimize yeni davranışlar kazandırdı bu pandemi, birçoğumuzun psikolojisini bozdu bunların düzelmesi bir hayli zaman alacak. Ama umuyorum ki aşılamanın yaygınlaşmasıyla birlikte 2022 yazına rahat bir nefes alarak gireceğiz.

Koronavirüs karşısında zamanın doğru yönetilmesi açısından semptomatik tedavilerin çok önemli olduğunu vurgulayan Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Başar Cander, “Sürekli öksürmeden dolayı insanlar normal yaşam düzenlerini kaybedebiliyor, bu da hem uykusuzluğa hem de vücut direncinin düşmesine sebep olabiliyor.” dedi. Cander, bu durumun en erken şekilde kontrol altına alınıp tedavi edilmesinin hastalığın seyri açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Başar Cander, koronavirüs hastalarında öksürüğün tedavisine yönelik önemli açıklamalarda bulundu. İlk günden itibaren koronavirüs hastalığının en önemli belirtilerinin başında kuru öksürüğün geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Başar Cander, viral enfeksiyonlarda, kuru ve sık sık şeklinde öksürükler gördüklerini belirtti ve öksürüklerin etkilerine dikkat çekti.

Koronavirüs karşısında en önemli savunma mekanizmamız, vücut direncimiz

Koronavirüs vakalarının hastalık seyrinde en önemli noktanın vücut direnci olduğunun altını çizen Prof. Dr. Başar Cander, “Koronavirüs karşısında vücut direncinin güçlü olması çok büyük önem arz ediyor. Çünkü siz farkında bile olmadan bir şekilde virüse muhatap kalmış olabiliyorsunuz. Vücudunuzun o virüsü yenebilmesi için vücut savunma mekanizmasının güçlü olması lazım. Güçlü vücut sistemini sağlayacak şeylerin başında ise düzenli hayat, uyku düzeni, sağlıklı beslenme ve spor yapmak
geliyor.” şeklinde konuştu.

Kronik ve ciddi rahatsızlıklar (kalp ve böbrek hastalıkları vb.) geçiren hastaların vücut dirençlerinin zayıf olmasından dolayı bu savaştan galip ayrılmasının zorlaştığını ifade eden Prof. Dr. Başar Cander, “Akşam öksüren ve uyku düzeni bozulan birisinin vücut direnci düşebiliyor. Öksürük gece sık sık yaşanıyor ve öksürüğü kontrol altına alamıyorsanız bu durum koronavirüs gibi viral hastalıklarda çok büyük problemler yaratıyor. Eğer ciddi rahatsızlıklar yaşamış biriyseniz vücut direnciniz düşmeden
bunu tedaviyle birlikte kontrol altına almanız gerekiyor.” dedi.

Koronavirüsün daha çok ağız ve burun yoluyla damlacık enfeksiyonuyla bulaşan bir hastalık olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Başar Cander, “Pozitif olan birisi virüsü sizin yüzünüze doğru ya da uzaktan öksürürse bu sizin virüse maruz kalma oranınızı artırabilir.” şeklinde konuştu. Koronavirüs hastalarında öksürüğün kontrol altına alınmasının önemli bir tedavi metodu olarak karşımıza çıktığını ifade eden Prof. Dr. Başar Cander, “Koronavirüste genel olarak semptomların başlama süreci farklılıklar gösterebiliyor. Çok başka semptomlarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Koronavirüste diğer virüslerden farklı olarak koku ve tat alma kaybıyla ilgili farklılarla da karşılaşabiliyoruz. Ateşli olan dönemi takiben öksürüğün 1-2 günlük süreç içerisinde ortaya çıktığını görüyoruz. Öksürüğün belirginleştiğine ve giderek arttığına şahit oluyoruz. Çoğu zaman hastalarımız iyileşiyor ve hastalığın getirdiği diğer problemler de tamamen düzelmiş oluyor. Hastalığın çoğunu atlatmış olsa bile öksürük daha uzun süre devam edebiliyor. Çünkü öksürük geç iyileşen bir mekanizma olabiliyor. Çevremizden de gözlemlediğimiz kadarıyla, koronavirüs sürecinde hastalar öksürüğü kendilerini çok rahatsız eden bir semptom olarak ifade ediyor.”

Bir hastanın öksürük şikayetiyle geldiğinde normal şartlar altında semptomların üzerine çok farklı şekillerde gidebildiklerini ancak koronavirüs gibi hastalıklarda semptomatik tedavinin daha belirleyici olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Başar Cander, “Bu amaçla biz öksürük refleksini baskılayacak tedavilerle öksürüğü kontrol altına alıyoruz.” açıklamasında bulundu.