Etiket

sezaryen

Yazılar

Son zamanlarda sıkça duyulan ve tercih edilen anne-bebek dostu sezaryeni tüm detayları ile Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Pınar Kadiroğulları, Womanlogy annelerine özel olarak anlattı. İşte anne-bebek dostu sezaryen nedir, hangi aşamalardan oluşur ve önceden hangi hazırlıklar yapılmalıdır sorularının cevabı Dr. Pınar Kadiroğulları’ndan:

“Normal doğum mümkün olmadığı durumlarda, sezaryen annenin ve bebeğin sağlığı için tek seçenektir. Süreç doğru bir şekilde takip edilmiş, vajinal doğum için uygun ortam oluşturulmuş ve anne her şekilde desteklenmiş olabilir ancak yine de elde olmayan bazı sebeplerden ötürü normal doğumun imkansız veya çok riskli olabileceği durumlarla karşılaşmak normaldir. Böyle bir durumda, normal doğumun bazı avantajlarından sezaryen doğumda da faydalanabilmeyi sağlayan “anne-bebek dostu sezaryen” seçeneği düşünülebilir.

Anne-bebek dostu sezaryen nedir?

Anne bebek dostu sezaryen, sezaryen ameliyatı gerektiren durumda bile annenin ve bebeğin fiziksel ve psikolojik sağlığını gözeterek, imkanlar el verdiğince anne-bebek bağlanmasına olanak sağlayan bir sezaryen doğum yaklaşımıdır. Anne-bebek dostu sezaryen yaklaşımının amacı, annenin ve bebeğin pozitif bir doğum deneyimi yaşamasını sağlamaktır. Bunun için de annenin acil müdahale gerektiren bir hastadan ziyade, doğum yapan bir kadın olduğu ve doğum deneyiminin merkezinde olması gerektiği anlayışı ile hareket edilir.

Anne-bebek dostu sezaryene nasıl hazırlanılır?

Doğuma hazırlık aşamasında sezaryen seçeneği hakkında da bilgilenmek önemlidir. Her ne kadar normal doğum için herhangi bir engel yok gibi gözükse de doğum sırasında yolunda gitmeyen bazı etmenlerden ötürü sezaryene yönelmek gerekebilir ya da hamileliğinizde gelişen ve tespit edilen bir durum yüzünden normal doğumu denemenizin doğru olmayacağına karar verilebilir. İki durumda da doğumun aşamaları ve sezaryen doğumun nasıl olacağı konusunda bilgilenmek gerekir. Bunun için bir doğuma hazırlık eğitimine katılabilir, doktorunuzdan sizi detaylı bilgilendirmesini talep edebilir ya da uzman bir ebe veya doula ile birebir çalışabilirsiniz. Sezaryen ameliyatının aşamalarını bilmek, süreçte kendinizi daha güvende ve daha az stres altında hissetmenize yardımcı olacaktır.

Anne ve Bebek Dostu Sezaryen için aşamalar:
  1. Mümkünse doğum kendiliğinden başlar. Böylece bebek hazır olduğunun mesajını verir. Aynı zamanda doğumun tüm hormonları aktif olarak salgılandığından hem bebek sağlığı olumlu etkilenir hem de anne-bebek bağlanması kolaylaşır.
  2. Ameliyathane önceden ısıtılır. Ameliyathaneler genelde 18 dereceye ayarlıdır ve bu bebek için soğuk bir ortamdır. Kısa bir süre için ısı 22-23 dereceye getirilir.
  3. Doktor tüm ekiple önceden konuşur ve uygun şartları hazırlar. Doktorun ekiple önceden konuşması büyük bir kolaylık sağlayacaktır.
  4. Tüm ekip davranış ve konuşmalarında doğuma saygılıdır. Anne en hassas anındadır. Bu buluşma anına saygıyı hak eder.
  5. Epidural anestezi tercih edilir. Annenin uyanık olmasının avantajı kullanılır.
  6. Baba istekliyse doğum sırasında ameliyathaneye alınır. Bebeğin doğum anına şahitlik etmek babalarda bebekle daha erken bağlanma sağlar.
  7. Ameliyat boyunca ve odaya çıkarken hep anne göğsünde yatar. Bebeğin güvende olma hissini ve Anne-Bebek bağlanmasını arttırır
  8. Doğumdan sonra bebek kontrol sonrası anne göğsüne çıplak bırakılır. “Ten Tene Temas” olarak bilinen bu uygulamanın bebek üzerinde çok önemli yararları vardır. Emzirmenin hemen başlaması üzerinde de etkilidir.
  9. Genel anestezi uygulanmak zorunda kalındığında bile bebek ile ten tene temasın sağlanmasına önem verilir.
  10. Bebeğin taşınması gereken özel durumlarda bebeğin babanın kucağında olması; Hastanede bir odada tek başına kalması ile kıyaslanınca baba göğsü çok daha güvenlidir.
Anne ve Bebek Dostu Sezaryen için önceden yapılması gerekenler;
  1. Doğum ve sezaryen konusunda yeterli bilgi sahibi olmak (Doğuma hazırlık kursları, birebir danışmanlık vs.)
  2. Uygun hastanenin seçimi ve anlaşma yapılması
  3. Doktorla tercihlerinizin hamileliğin başında konuşulması
  4. Doktorun tercihler yönünde hazırlıklar ve uygulamalar için organize olması
  5. Aile bireylerinin durumdan haberdar olması ve doğum sonrası mahremiyet için organizasyonların yapılması
  6. Sezaryen sırasında da profesyonel destek için ebe, psikolog, doula kullanılması
  7. Bebeğin ameliyathanede kalamayacağı özel durumlar için ek plan yapılması”

 

Doğum esnasında salgılanan ve doğumu yöneten bir takım hormonlar bulunur. Bu hormonlar doğumun doğal gidişatı için gereklidir ve doğum esnasında da aktif rol oynarlar.

Oksitosin : Diğer bir adıyla “Sevgi Hormonu” oksitosin, yalnızca doğumda değil aynı zamanda sevişme esnasında ve ölüm anında da salgılanır. Bu hormon rahim kasılmalarını tetikleyerek doğumun gerçekleşmesine yardımcı olur. Doğumdan önce salgılanmaya başlayan oksitosin, doğumdan sonra da en üst seviyededir ve plasentadan bebeğe geçer. Süt salınımını da artıran en önemli hormonlardan biridir.
Doğumun olağan akışında, sessiz, huzurlu, loş, uygun ısıda ve gebenin kendini güvende hissettiği ortamlarda daha rahat görülür.
Korku ve stres oksitosinin baş düşmanıdır.

Endorfin : Doğum dalgalarının sıklaşması sonucu ağrı hissiyatını azaltan hormon, doğal ağrı kesici “endorfin”dir.
Endorfin hormonu, annenin doğuma adaptasyonunun artmasını ve daha rahat doğum yapmasını sağlar. Egzersizin, endorfin hormonunu artırdığı tespit edilmiştir.
Epidural anestezi ve sezaryen doğumlarda endorfin daha az salgılanır ve bu durum emzirme sıkıntısına da yol açabilir. Çözüm olarak da, doğum sonrasında anne-bebek ten tene teması artırılmalıdır.

Adrenalin : Heyecan hormonu adrenalin, korku, kaygı ve stres durumlarında ortaya çıkan, doğumun ilerleyişini olumsuz etkileyerek annede ağrıların daha şiddetli hissedilmesine yol açan bir hormondur. Güvensizlik ve huzursuzluk durumları adrenalini kamçılayarak doğum anında anneyi ve bebeği strese sokar.
Adrenalinin azaltmak için, doğum ile ilgili kaygılarınızı azaltmalı, kendinize güven ortamı yaratmalı ve kendinize güvenmelisiniz.

Prolaktin : Hipofiz bezinden salgılanan prolaktin, gebeliğin 8. haftasından itibaren süt bezlerini olgunlaştırarak anne bedenini süt üretimine hazırlar. Prolaktin hormonu gebelik ve lohusalıkta yükselir ve yükselmesi gebeliği sağlayan başka hormonları (FSH ve GnRH ) durdurduğu için gebelikte ve lohusalığın yoğun döneminde adet döngüsü görülmez. Doğumdan sonra bir müddet adet görmemenin sebebi de budur.
Prolaktin erkeklerde de bulunan bir hormondur. Erkeklerde yüksek görülmesi ise: cinsel isteği azaltma, sperm üretimini yavaşlatma, erken boşalma, ereksiyon bozukluğu gibi problemlere yol açar.

Planlı sezaryende bu hormonlardan yalnızca adrenalin hormonu aktif rol oynar. Sebebi ise doğum hissiyatının yaşanmaması, doğal akışa aykırı bir durum olması ve vücudun doğuma hazır olmamasıdır. Adrenalin bebeğin stres ile dünyaya gelmesine sebep olduğu ve anne bebek bağlanmasını azalttığı için artık pek çok uzman tarafından ciddi bir sağlık sorununuz bulunmadığı sürece planlı sezaryen önerilmemektedir.

Bebeğinizi keyifle kucağınıza aldığınız güzel günler dileriz.