Doğduğumuz aylar kişiliğimizin bir parçası olan ses tonumuzu ve konuşma biçimimizi yansıtır.  Aylara ve yansıttığımız kişilik özelliklerine, ses tonlarımıza baktığımızda da doğduğumuz ayın ne kadar isabetli bir analiz verisi olduğunu görmekteyiz. Numerolojinin üstatlarından biri olan Dougles FORBES’in pin kodu analiz sisteminde de doğduğumuz aylar önemli bir yer alarak kendini kanıtlamaktadır yeterince.

 

 Yılın kaçıncı ayında doğduysak temsil ettiğimiz o ayın sayı değeriyle dış dünya ile kurduğumuz iletişimdeki ikinci aracımızı oluştururuz. Dış görünüşümüzden bağımsız olarak, ses tonumuzun insanlar üzerindeki etkisi bir tür görsel imaj yaratmaktadır şüphesiz.

Yılın 10. Ayını temsil eden ekim ayına hoş geldin demişken bu güzel sonbahar ayında doğanlarımızın kişiliğini nasıl yansıttığını ele alalım ne dersiniz?

Yılın 10.Ayı 

Yılın 10. Ayı ile 1 rakamını temsil eden ekim ayında doğmak; güçlü, saygı uyandıran, canlı, aktif ve becerisine sahip olduğu izlenimi yaratan bir ses tonunuza sahip olduğunuzu ifade etmektedir. Öyle ki ses tonunuz bir patron veya yönetici gibi doğal bir lider edasıyla herkese kendini dinletmeyi başarabilen bir berraklıkta olur. Ve konuşurken çevreye, kendinize ne kadar güvendiğinizle ilgili net bir mesaj veren ses tonunuz her şey yolunda ise bir tür gururla ve hevesle çınlar ve bu durumla doğru orantılı olarak ses tonunuz hoş ve neşeli bir yansıma oluşturur.

1′ in özelliği olan ikna edicilik ses tonunuza yansımaktadır ayrıca konuşmalarınız anlaşılır ve nettir. Fakat kendinizi dinletmek zorunda kaldığınız zamanlarda yüksek bir ses tonuyla konuşabileceğiniz gibi,  konuşurken işaret parmağınızı kullanma alışkanlığınızın varlığı yüksek bir olasılıktır. İnsanlar sizi tüm çabalarınıza rağmen hala dinlemiyorsa eğer, kendinize olan güveniniz azalmaya başlayacaktır. Kaldı ki, kendine güven meselesi siz 1 temsilcileri için oldukça önemli bir husustur. Bu nedenle hep saygı duyulacak kişi olmayı tercih edersiniz. Ve denetimin sizin elinizde olmasını istersiniz. Düşüncelerinize ve emirlerinize itaat edilmesi sizin için oldukça önemlidir. Bu konudaki hassaslığınızın da ses tonunuz aracılığıyla açık ve net bir şekilde mesajını verirsiniz.

Ekim Ayı Doğumlu Olmak Hassasiyetlik Getirir

Kişiliğinizin yansıması olan lider, canlı, cesur ve  yaratıcı özelliklerinizi hissettiren ses tonununuz kararlı duruşunuzun da bir yansımasıdır adeta. “0 “ın verdiği içsel yeteneklerinizin etkisi ile temsil ettiğiniz 1 sayısına ve yaratıcılığınıza oldukça katkıda bulunması sizi ocak ayı doğumlulardan ayıran belirgin bir özelliğinizdir.

Bu nedendir ki doğumlu olmak ruhunuza daha hassasiyetlik getirmektedir. Herkes tarafından övülmeyi beklemek, olaylara kişilere alçakgönüllü olmak ve hoşgörülü davranmak farkınızı ortaya koyan özelliklerinizdir. Aynı zamanda zekâ gerektiren konuşmaları seven sizler, entelektüellik konusunda da oldukça iyisinizdir.

Eleştirilmeye Gelemeyen Bir Yapınız Var

Eleştiriye gelemeyen yapınız eleştiriler karşısında öfkelenmenize ve şiddetlenmenize neden olacaktır. Çünkü eleştiri otoriterinize doğrudan bir saldırıdır sizin için. Böylece kendinizi değersiz hisseden yapınız, umutsuz ve etkisiz çıkan ses tonunuza neden olacaktır. Bunun sonucunda kibirli olmaya başlarsınız ve çevrenizde ki insanların zorbalık yaptığınızı düşünmelerine yol açarsınız. 

Konuşurken kelimelerinizi iyi seçmeniz gerekir. Siz zaten düşüncelerinizi mantıklı bir şekilde kelimelere dökme becerisine sahipsinizdir. Ayrıca konuşmayı yönlendirebilme yeteneğinizle iyi bir iletişimci olabilir ve ikna kabiliyetinizi keşfedebilirsiniz.

Nice Mutlu Yaşlara

Güzel bir sonbahar ayında doğmanın yanı sıra “Ben” in temsilcisi 1 ile “içsel yeteneklerimizin” temsilcisi 0’ın harmanlanışının yansıması olan yılın 10. Ayı yani ekim ayı doğumlu olmak bir ayrıcalıktır. Ekim ayı hoş geldiğine göre siz ekim doğumluların nice mutlu, sağlıklı yaşları olması  ve kendinize has çok özel yeteneklerinizi doğru bir şekilde yansıtabilmeniz dileğiyle… 

Sevgiyle kalın…

Kaynak: Kaderin Pin Kodu Kitabı; Dougles FORBES

Yazar

Numerolog, turizmci, işletmeci, tasarımcı, güzellik uzmanı, anne, seven ve sevilen bir eş ve daha niceleri... Elimde olsa acaba daha neleri sığdırmaya çalışırdım şu hayatıma bilmiyorum. Hayatın bazı dönemler hızımı kesmek istercesine "hele bir dur" diye kulağıma fısıldadığını biliyorum ama. Hepimiz bir çok sıfatlar elde ederiz bu zaten en kolay olan kısım bence ancak önemli olan hangi sıfatları içselleştirebildiğimizdir. Ben bir numerolog olana kadar anne ve bir eş olmanın dışında sanırım hiç bir sıfatta kendimi tanımlayamadım. Yıllarca hayat amacını soran biri olarak "neresi benim yerim ve nerde ben yabancıyım ayırt edemedim" diyebilirim. Ta ki kendimi bildim bileli rakamlarla oyun oynarcasına bir totem niteliğinde birbiriyle toplama çıkarma işlemlerimle yeni formüllerimi bir oyuna çevirmemin bir anlamı olduğunu numerolojiyle tanıştığım ilk gün anladığım o ana kadar… Ben gördüğünüz her plakaya duyduğunuz, her doğum tarihine ya da gözünüze çarpan her sayıya sizin baktığınız gözle bakamıyordum. Onları görmeden geçemeyen, onları birbiriyle ilişkilendiren küçük bir kızdım. Bu yaptığımı ne ben kendim anlamlandırabiliyordum ne de birinin beni bu konuda anlayacağını düşünüp yaptığımı dillendiriyordum. O zamanlar ne yaptığımı bilmemenin hezimeti içerisindeydim zaten belki bugünkü bilincim olsa bilen birine neden bunu yapıyorum diye sorardım. Çocuk aklımla sayıları sevdiğimi bildiğim için matematiğimi kuvvetlendiriyorum gibi bir açıklama yapabilirdim ancak sorana. O gün anladım… Çok sevdiğim dostum bir gün "bak senin kalemine göre bir şey buldum" diye bir siteyi gönderdiğinde neyin cevabını bulacağımı bilmiyordum henüz. Ve işin içine girmeye başladığımda ve girdikçe "aaa bu neymiş ki, aaa bu nasıl oluyormuş, peki bunun anlamı neymiş?" derken deli gibi araştırma yapmaya başladığımı fark edince anladım ki bulduğum şey yıllardır anlamlandıramadığım şeyin cevaplarını içeriyordu. Bu konunun bana gönderilmesi inanın tesadüf değildi. Beklemekte olan zamanı gelmiş amacımın artık beni bul diye kapımı usulca çalışıydı. O günden beri "öğrendim, tamamdır, buldum" diye kenara çekilemiyorum. Çünkü biliyorum içimdeki o ses "dahası dahası var" diye haykırıyor. Bu nedendir ki hayatım boyunca belki de öğrencisi olacağım ve olmaktan da hiç bıkmayacağım bir kadim ilmin peşindeyim ve o gördüğüm mağaradaki küçük ışık huzmesinin peşine düşmüş gibi sürekli ilerliyorum o ışığa. Çünkü biliyorum ki dahası dahası ve dahası her zaman var çünkü bir sayısal düzen içerisinde kurulu olan bu evrenin sayılarıyla ötesine uzanacak bir köprümüz var ve dahasına ulaşmam nasıl mümkün? Belki de hep beraber şahit olacağız. Son olarak küçük bir dip not geçmek istiyorum. Yazımın başında daha sıfat sayamadığım, bir çok yapabilirliğimin başında gelen yazma içgüdümün ve bunun üzerine inşa ettiğim hayallerimin gerçekleşmesinde öncülük edecek Womanlogy Ailesi'ne seve seve hoş buldum demek istiyorum☺

Bir Yorum Yaz