“İlhem Veren Kadınlar” kategorimizin ilk konuğu sevgili Dila Feyzanur Uykusuz’du. Dila Türkiye’de iyi konumda olduğu işini, hayalleri uğruna elinin tersiyle kenara iterek Avustralya’ya göç etmiş ve kendine yepyeni bir hayat kurmuştu. Kendisinden çok da aşina olmadığımız bir coğrafya ile ilgili  bizleri aydınlatmasını istedik ve kırmadı. İşte pek çok yönü ile karşımızda Avustralya, Dila’nın kaleminden aktarılmış hali ile:

Avustralya’da Doğal Yaşam

“Bu konuda yazılmış dizilerce kitap var. Benim burada kısaca özetlemem mümkün değil ama kendi tecrübelerimi paylaşırsam belki okurlara bir fikir vermiş olurum. Tecrübelerimin de daha çok Sidney ve Yeni Güney Galler eyaleti çerçevesinde olduğunun altını çizmek isterim.

Sidney ve çevresi dereleri ve ormanlık alanları ile ünlü. Şehirden çok da uzaklaşmadan kendinizi ormanın içinde bulabiliyorsunuz. Eğer şehir merkezinden 15-20 km dışarı çıkarsanız evlerin arka bahçesi direkt ormana açılıyor. Bahçeli bir ev alayım derseniz aslında ormanı satın almış gibi oluyorsunuz 😊

Okyanusun yani sıra bir suru dereler ve nehirlerle kaplı şehir. Bu da şehre yemyeşil bir örtü veriyor. Ayrıca okyanusta yüzmek görece profesyonellik isteyen bir iştir. Bu nedenle aslında sörfün ana vatanı burası. Plajlarda genellikle okyanus suyundan oluşturulmuş okyanus kenarı havuzlar (ocean ya da olarak geçiyor) görürsünüz. Eğer ben doğayla daha iç içe olmak, kus cıvıltıları ile kalabalıktan uzak bir yüzme deneyimi istiyorum derseniz de dere ve nehirleri seçebilirsiniz. Kano ve kürek sporu için de bir çok alternatifli rota mevcut. 

Rock Pool

Özetle özellikle doğa ve spor odaklı bir hayat size cazip geliyorsa Sidney bu konuda iyi bir seçim olacaktır. Spor kulüplerine ulaşım kolay ve maliyetli değil. Blue Mountains’a gidip kaya tırmanışı yapabilir, Hawkesbury River’da balık tutabilir ya da  Thredbo’da kayak yapabilirsiniz. 

Daha fazla bilgi almak için ise https://www.visitnsw.com/ linkine tıklayabilir ve  Yeni Güney Galler eyaletinde yapabileceğiniz tüm aktiviteleri daha detaylı öğrenebilirsiniz. 

Son olarak belirtmeliyim ki Avustralyalıların kültürü de aslında doğal yaşamın ve tüm bu aktivitelerin bir araya gelmesi ile şekillenmiş. Tatil dendiğinde yapmak, botla etmek geliyor akıllarına. Yıllık iznini alıp otele gitmeyi genellikle komik bulurlar. Onlar için arabaya atlayıp ya da belki yürüyerek çeşitli noktalara varıp çadır kurmaktır. 

Avustralya’da plajlar da halka aittir. Belediye ya da özel işletmeye ait plaj yoktur. Şezlong ya da şemsiye kültürünün olmadığı bir yerdir Avustralya. Öğle arası ya da iş çıkışı sahile gider oturursunuz. Ben Türkiye’deki plaj giriş ücreti ve şezlong/şemsiye kirasından bahsettiğimde eşime bu çok garip gelmişti. Plaja nasıl kapı koyuyorlar ki diye sormuştu.  

Avustralya’da Gece Hayatı Alışkanlıkları

Avustralya’nın gece hayatını ayakta tutanlar kesinlikle Latin Amerikalılar. Burası çok fazla Latin Amerikalıyı ve özellikle de Brezilyalı göçmenleri barındırıyor. Tahmin edersiniz ki oldukça renkli partiler düzenleniyor. 

Diğer yandan “Buranın yerlileri ne yapıyor?” derseniz. Puba gidiyorlar. İş çıkışı (genellikle 5 pm den sonra) publarda yoğunluk artıyor. İşini bitiren evine gidip duşunu alıp puba gider. Publar özellikle her kesimden insanları bir arada göreceğiniz yerlerdir. Büyük bir şirketin CEO’su da, inşaat da çalisan isçi de yan yana oturur, sohbet muhabbet ederler. 

Yunan, Türk, Orta Doğulu ve Asyalı göçmenlerin restoranlarında da canlı müzik eşliğinde ya oryantal danslarla ya da sakin bir aksam geçirebilirsiniz.

Çok uluslu bir kültüre sahip olan Avustralya’da yasadığınız mahalledeki göçmen popülasyonuna bağlı olarak geceniz şekillenecektir. İnsanlar genel olarak farklı kültürlere açık ve diğer kültürleri ilginç buldukları için göçmenlerin de kendi kültürünü sürdürmesi kolay.

Bundan 2 ay önce bir Yunan restoranında 3 Türk müzisyen bir konser verdi. Türkçe, Yunanca, Ermenice ve Kürtçe şarkılar söylediler. Türkiye’den kilometrelerce uzakta ülkemin zenginliği ile gururlandım. 

Soldan Sağa: Adem Yılmaz – Opera Sanatçımız Ayşe Göknur Sanal – Deniz Simsek 

 

Avustralya’da gece hayatına yönelik ne ararsanız bulabilirsiniz. Tamamı ile sizin yaşam tarzınıza ve neyden keyif aldığınıza bağlı tabii ki. Türkiye’den farkli olarak ise sabaha kadar açık mekan bulmak çok da kolay değil. 24 saat açık spor salonları var onun yerine 😊

Avustralya’da Mutfak Kültürü

Bir arkadaşımın çocuğunun okul ödevi için bir ülke seçip o ülkeye özgü bir yemek yapması isteniyordu. Çocuk da maalesef Avustralya’yı seçmişti. Maalesef diyorum çünkü aslına bakarsanız “Avustralya Mutfağı” diye bir şey yok. Ben de o gün öğrendim işin aslını. Temelde İngiliz mutfağından esinlenen bir mutfak diyebiliriz Avustralya mutfağı için. Tek bildiğim “Pavlova” diye bir tatlılarının ve “Meatpie” diye her kafede bulabileceğiniz etli turtalarının Avustralya’ya özgü olduğu. Bir de tabii ki “Vegemite on Toast” var. İlk etapta renginden ötürü çikolata kreması gibi görünen ama aksine acı-tuzlu karışımı bir tadı olan meşhur Vegemite. İlk yediğinizde nefret edeceğiniz ama kızarmış ekmeğe biraz tereyağı üzerine de Vegemite ‘i eklediğinizde severek yiyeceğiniz (ben de öyle oldu ama ben çikolata sevmem zaten) bir tost kendileri. 

Dığer yandan göçmen sayısının oldukça fazla olmasının bir diğer sonucu olarak mutfak kültürü de oldukça geniş. Aynı cadde üzerinde Asya, Orta Doğu, Avrupa mutfaklarından birini bulmak mümkün. Alışveriş merkezlerinin yemek katından 10 ayrı ülkeye dair restoran bulabilirsiniz. 

Mutfaktan bahsediyorken Türk mutfağından bahsetmeden geçemeyeceğim. Türk olduğumu belirttiğimde, duyduğum ilk şey “oh good food” oluyor. Çok güzel kebapçı abilerimiz de var burada, ailecek severek yiyoruz. Türk restoranlarında lahmacun bulmak zor sanırım satışı pek olmadığından yapmıyorlar fakat bunun yanında her kebapçıda ‘falafel’ i görebilirsiniz. Bildiğim kadarıyla her ne kadar falafel Türk değil Orta Doğu mutfağında yer alsa da buradaki restoran sahipleri opsiyon olarak müşterilerine sunuyorlar. 

 

Yazar

"Ayrıcalığın : Kadın Olmak"

Bir Yorum Yaz