Dünya çapında, özellikle Türkiye’de kaldırılan karantina ile gündem “normalleşme” adı altında eski haline dönmeye başlamışken, Amerika’da yaşanan bir polis şiddeti herkesi etkiledi ve tepkiler yükseldi. ABD’de 46 yaşındaki George Floyd Minneapolis’te bir polis tarafından gözaltında öldürüldü. George Floyd boğazına basılması sonucu öldü ve bu durum özellikle siyahi Afro-Amerikan kökenli, ırkçılığa karşı duran her bir insanı harekete geçirdi, sokaklara döktü.

Minneapolis Belediye Başkanı’nın bu durumdan sorumlu olan 4 polisi görevlerinden almasına ve George Floyd’un ölümüne sebep olan polisin “kasıtsız adam öldürmekten” yargılanacağını söylemesine rağmen, halk ve Floyd’un ailesi yapılan bu şiddetin daha ağır bir ceza ile sonuçlanmasını istediğini belirtti.

Sosyal medyada “blacklivesmatter” hashtagi ile paylaşımlar yapılmaya başlandı. Hashtagin aslında daha öncesine dayanan bir hikayesi var. Black Lives Matter, 2013 senesinde Amerika’da yaşayan Afro-Amerikan kökenli halka karşı yapılan şiddet ve ırkçılığa dikkatleri çekmek için kurulmuş bir sivil toplum örgütüdür. Hatta çoğu insan için de bu isim ırkçılığın bir başka rengi olarak kabul edilmektedir. Bu yüzden “” daha anlamlı olacaktır.

George Floyd için ülkenin bir çok sehrinde protestolar hala devam etmektedir. Amerika’nın son 100 senedir karşı karşıya kaldığı en büyük protestolarından biri olduğu söylenebilir.

Dünya gündeminin konusu covid-19’dan ırkçılığa hızlı bir değişim geçirmişken, konu ile ilgili tarihsel bilgilere gerçeklerden esinlenilerek yazılmış bir kaç kitap ve yapılmış film ile devam edebiliriz. Ne de olsa tarihi yazmak için geçmiş tarihi bilmek şarttır.

Hidden Figures – Gizli Sayılar (Sinema)

Orijinal adı “Hidden Figures” olan Amerikan yapımı film Türkçe’ye “Gizli Sayılar” olarak çevrilmiştir. 1960’ların Amerika’sında geçen film, 3 dahi matematikçi ve fizikçi siyahi kökenli kadının hayatından kesitler vermektedir. Bu 3 zeki kadının yardımıyla dünya yörüngesine çıkan ilk Amerikalı astronot John Glenn’in bütün dünyayı heyecana boğan 7 turunun başarılı geçmesi sağlanmıştır. Nasa’nın bir yerlerde gizli kalmış gerçek hikayesi, yalnızca filmlerinde gözlerin dolmadığını kanıtlıyor adeta.

Düşmanla Oynamak – John Carlin (Kitap)

Nelson Mandela, siyahi halkın özgürlüğünün en büyük temsilcilerinden olup, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ilk siyahi devlet başkanı olarak tarihe adını yazdırmıştır.

Nelson Mandela, 1961 senesinde devlete başkaldırı ile hükümeti düşürme tehdidi olduğu öne sürülerek ömür boyu hapse mahkum edilmiştir. Düzenlenen uluslararası bir kampanya ile 27 senenin sonunda hapisten çıkmış ve özgürlüğüne kavuşmuştur. Kitap, Nelson Mandela’nın başarılarının sebebine ışık tutmakta ve kendisinin politik zekasına değinmiştir.

Mandela hala hapisteyken, 1985 senesinde hükümet ile temas kurmaya başlar ve bu geçen zaman diliminde iktidarın beyazların yönetiminden çoğunluk siyahların yönetimine barışçıl bir şekilde geçişini anlatır.

Tüm kitap aslında bir spor müsabakası etrafında geçer. 1995 senesindeki Dünya Rugby Kupası için oynayan takımda tüm oyuncular o zamana dek yalnızca beyazlardır. Mandela, Güney Afrika Rugby takım kaptanı ile uzlaşma yoluna geçer. Ülkesinin demokrasiyle yönetilmesi ve barış içinde yaşayabilmesinin tek yolunun tüm ırkların tek çatı altında birleşmesi olduğunu savunan Mandela, 1995 Dünya Rugby Kupası’nda oynayacak olan takım oyuncularının hem siyah hem beyaz kökenli futbolculardan olması gerektiğini savunur.

Kitap aynı zamanda 2010 senesinde Clint Eastwood’un yönetmenliğinde “Invictus”(Yenilmez) adı ile filme çekilmiştir.

Irkçılığın ve şiddetin karşısında hayatı pahasına duran dahi bir politikacının hayatıdır “Düşmanla Oynamak”.

Irkçılığın başka topraklardaki örnekleri için ise birkaç kitap önerisi daha bulabilirsiniz.

– Esaretimin Hikayesi ve IŞİD’le Mücadelem (Kitap)

Son Kız, Irak’ta yaşayan Yezidi bir kızın hikayesi. Yezidiler, varoldukları süre boyunca inanç ve kültürlerinin farklı olmasından dolayı bir çok defa, diğer halklar tarafından merceğe alınmışlardır. Yezidiler, temel olarak tarihte Asurluların bir parçası olan Irak’ın Ninova bölgesinde yaşamaktadır. Yezidiler, bir diğer anılışı ile Ezidiler günümüzde çoğunlukla Avrupa’ya göç etse de Gürcistan, Ermenistan, Suriye ve Türkiye gibi ülkelerde de yaşamaktadır.

Son Kız olan ve kitabın yazarı Nadia Murad, Kuzey Irak’taki Koço isimli köyde yaşayan bir Yezidi. Yaşadığı işkence dolu anlarını tüm çıplaklığı ile kaleme döktüğü bir kitap. IŞİD 2014 senesinde Koço köyüne baskın yaparak tüm erkekleri öldürmüş, kadınları fuhuş ticareti için şehirden şehire zorla götürüp, satmıştır.  Köle ticareti sırasında yaşanan her şey insanın kanını donduracak niteliktedir. Nadia Murad, birçok militan tarafından tutsak edildi, defalarca tecavüze uğradı ve dövüldü. En sonunda evine sığındığı Sünni bir Arap ailenin yardımı ile kaçmayı başardı.

Nadia Murad, Irak’ta yaşanan soykırımın iç yüzünü tüm dünya ile paylaşarak, bir daha hiç bir insanın bu acıları yaşamaması ve soykırımların bitmesi için bir umut ışığı olarak 2018’de Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. Okuyucunun kanını donduran bu kitabın en vurucu yanı gerçekliğindedir.

“Bu kitap mürekkeple değil kanla yazılmıştır. Yazarın kendi kanıyla.”

Zülfü Livaneli

Nefes Nefese – Ayşe Kulin (Kitap)

İkinci Dünya Savaşı’nın baş aktörlerinden Almanlar, Türkleri savaşa kendilerinin yanında katılmaları için ikna etmeye çalışmaktadır. Bir savaşın daha altından kalkamayacağını düşünen İsmet İnönü ve günün politikacıları, başarılı manevraları ve taktikleriyle bir şekilde savaşın Türkiye’ye sıçramasına engel olmuşlardır.

Bu esnada Yahudiler başta Almanya olmak üzere bir çok ülkede vahşice soykırıma uğramaktadır. Bir diplomatın kızı ile bir Yahudi gencinin aşkının çevresinde geçen kitap, tarihsel gerçekleriyle o döneme ışığını tutmaktadır. Türk kızı ve Yahudi gencinin evlenerek, Fransa’ya göç etmesi ile başlayan Nefes Nefese, hızını alamadan devam eden bir kitap.

Almanlar 2. Dünya Savaşı’nda Fransa’ya da girmiş ve Fransa’daki Yahudileri de toplama kamplarına götürmektedir. Selva ve Rafo artık Fransa’da da güvende değildir ve kaçmak için çözüm aramaya başlarlar.

Fransa’daki Türk Konsolosluğu’nda görev yapan Türk diplomatların yardımı ile bir kaçış planına dahil olurlar.

Yaşananların gerçekliği ve duygusallığı okuyucuyu bir hortuma çekerek, kitabın son sayfasına kadar nefes nefese bırakıyor. Ayşe Kulin, yüreği sızlatan bir hikaye ile tarihe ışık tutuyor.

Yazar

1984 İstanbul doğumluyum. İstanbul, içerisinde yaşarken kaçıp gitmek isteyen birçok insanın aksine benim için bir yuvadır. Üniversite yıllarım dışındaki çocukluğum, gençliğim ve yetişkinliğimi geçirdiğim bu koca şehirde bazen saklanarak bazen ise kalabalığına karışarak yaşamak benim için başlı başına bir zevk.Çalışmakta olduğum firmanın hem iç eğitmenliğini yapmaktayım hem de müşteri hizmetleri departmanının kalite ve eğitim takımının yöneticisi olarak çalışmaktayım. Ulaşabildiğim kadar çok insanın hayatına dokunarak, bildiklerimi paylaşmak ve bu şehri sevmek mutluğumun ve kişisel tatminimin başlıca sebepleri.Sanata, spora ve kitaplara olan tutkum çocukluğumdan gelir. Üniversite zamanında ilgilendiğim latin dansları ve şu an devam ettiğim Lindy Hop dansına ek olarak, İstanbul'un sanat kaynaklarından sınırsızca yararlanmayı bilen bir şehirliyim.

Bir Yorum Yaz