Merhaba evrenin estetiği, zerafeti, yumuşaklığı temsil eden KADIN bedenindeki sonsuz varlıkları.
Çoğunuz başlığında pek çok yazı, kitap okudunuz eminim. Ben de öyle. Kendi gerçekliğimize ulaşma yolunda her birimizin farklı ve bazen de benzeşen adımları oldu sanırım.
Bazılarımız daha çocukluğundan itibaren FARKLI olduğunu, dünyaya farklı baktığını, olayları, insanları farklı değerlendirdiğini biliyordu. Ancak etrafımızı saran bu dünya tonlarca bakış açısını, yargıyı, tanımlama ve kısıtlamaları bize dayattı. Varlığımız her ne kadar ÖTESİ olduğunu söylese de, sırf dışlanmamak, adeta ayrık otu olmamak için uyumlandık hepsine. Yasak, ayıp, günah, kızlara uygun değil vb gibi cümlelerle daha küçük yaşlardan itibaren karşı cinsle kutuplu olduk. Bir  yanımız onları sevmek isterken diğer yanımız isyan etti, korktu hatta nefret etti..
Duygularımızın, düşüncelerimizin karmaşasında KADIN olmanın – yaratıcı orgazmik enerjinin – kudretini ve muhteşemliğini unuttuk çoğumuz.
Duygularımız nasıl da etkili değil mi?
Benim yaşamımda çoğunlukla var olan ayrıksılık 30’lu yaşlarımda kitaplara, 40’lı yaşlarımda farklı araçların eğitimlerine yönlendirdi beni.. Kendini keşfetmenin çokça spiritüel bir şey olduğuna tam kanaat getiriyordum ki bilinç denilen şeyin aslında “bilmek” değil, “bildiğini bilmek” olduğunu ve mutlu olabilmek için  “pozitif düşünce” den çok “izin verme” nin anahtar olduğunu bana hatırlatan muhteşem araçlarla tanıştım.
Tüm yaşamımızda bize alıştırıldığı üzere sonuca varmadan yani yargılamadan duymak, görmek, olmak öylesine hafif geldi ki bugün eğitmeni olduğum bu araçlar tüm hayatımı değiştirdi. Yıllar içinde yaşadığım pek çok şeyin sebebi, sorumlusu bendim ve yaşasın bunun için kendimi yargılamam da gerekmiyordu.. Sadece ve sadece artık başka bir şey seçmem gerekiyordu. Ve seçtim. Her an, bana hafif gelen başka bir seçim yapıyorum.
Sahip olduğum bu KADIN bedenine sonsuz duyuyorum. Sahip olduğum her şey ile birlikte .
Şükran duyduğunuz her şey hayatınızda hep var olmaya devam eder. Bazen bir yaprak, bazen su, bazen bir pırlanta.
Bu şükran, hayatımızda neler yaratırdı?
Belki bu soruyu sormaya ve asla cevap vermemeye gönüllü olabilirsiniz..
 Zihnimizin, geçmişe dair tüm bilgisiyle geleceğimize referans verdiğini düşününce soru sorup cevaplamamak zor mu?
İnanın kolaylaşıyor.
Bizi henüz bilmediğimiz sonsuz olasılık alanına taşıyan her sorunun da varlığına şükran.
Varlığınız, bedeniniz, işiniz,aşkınız, eviniz ve her şey için soru sormanın, soruda olmanın hayatınızı nasıl dönüştürdüğünü ve tüm evrenin size cevap vermek için çalıştığını gördükçe bunun keyfine varacaksınız.
Ve bir kadın bedeninde olmanın kudretini gerçekten hatırlamayı seçtiğinizde o keyif daha da artacak.
Yaratıcı enerjinize güveniniz.
Bir gün bir yerlerde yüz yüze tanışmamız için neler mümkün?
Sevgiyle ve farkındalıkla kalın,
Yazar

Baise Banu Erçetin... Bu realitede 50 yaşında.. Doğayı ve dizayn etmeyi çok sevdiği için Peyzaj Mimarlığı okudu. Küçük yaşlardan beri yazmayı, çizmeyi, yaratıcılığın bir çok alanını sevdi, yaptı. 200’ün üzerinde şiiri ve çokça blog yazıları var. Hep daha ötesini, daha farklısını aradığı için kendi mesleğini bırakıp Medya dünyasına geçti. 20 yıl reklam satış konusunda yöneticilik yaptıktan sonra, kendi varlığını daha çok keşfetmeyi seçti. 2016’dan bu yana Access Consciousness (Bilince Erişim) araçlarının uygulayıcısı ve kolaylaştırıcısı olarak hayatı kolaylaştırmak için seanslar, seminerler ve sertifikalı eğitimler vermekte.. Kendisiyle mutlu ve daima soruyor: Bundan daha iyi nasıl olur?

Bir Yorum Yaz