Çocuklardan yetişkinlere herkes için çok fazla önem teşkil eden D vitamini hakkında Dr. Berkcan Dilaver’in yazısı sizlerle:

“Merhaba! Bugünkü yazımızda insan vücudundaki onlarca vitaminin belki de en ünlüsünü yani D
vitaminini konuşacağız. D vitamini nedir, nasıl üretilir, ne işe yarar, hangi besinlerde bulunur,
eksikliğinde neler olur ve tabi ki eksikliğini nasıl düzeltiriz ana başlıklarının üzerinde duracağız.

D vitamini hücrelerimizin günlük rutinlerini devam ettirebilmesi için ihtiyaç duyduğu onlarca
vitaminden birisidir. Yağda çözülen bir vitamindir; yani her şeyden önce yediğimiz besinlerdeki D
vitamininin emilebilmesi için önce çözülebilmesi,  Çözülebilmesi için de yeterli yağ tüketimi çok kritik
demek. Yeterli yağ tüketmezsek, yanında aldığımız D vitaminlerini bize tek bir fayda sağlamadan
vücudumuzdan atarız demek.

D vitaminini besinlerden kullanıma hazır halde alamayız. Vücuda alındıktan sonra hidroksilasyon
dediğimiz aşamalardan geçmesi gerekir. Bunlar için de karaciğer ve böbrek çok büyük önem taşır.
Yani böbrek ve karaciğer hastalarının D vitamini alımına ekstra dikkat etmesi gerekir. Bizim için büyük
bir şanstır ki D vitaminini sadece besinlerden almamız gerekmez. Vücudumuz D vitaminine çok
benzeyen, ona dönüştürebileceğimiz öncül bir madde üretebilir; fakat bu maddeden D vitamini
üretebilmemiz için ultraviyole ışına ihtiyacımız vardır. Uygun dalga boyunda UV ışınının kaynağıysa
gezegenimizin en büyük ışık kaynağı olan Güneş’ten başkası değildir. İşte bu yüzdendir ki, dışarı pek
çıkmayan veya güneş görmeyen işlerde çalışan insanlarda; hatta ve hatta kışın daha kalın giyindiğimiz
için güneş görmeyen hepimizde D vitamini eksikliği görülme ihtimali çok yüksektir. Ki ortalama
yoğunlukta bir kliniğe her gün ortalama 10 kişi benzer şikayetler ve yakınmalarla gelir.

Peki dilimizden düşüremediğimiz bu meşhur D vitamininin vücudumuzdaki işlevi nedir? Kemiklerimiz
ve inorganik olmak üzere iki ana madde grubundan oluşur. İnorganik madde grubu
kemiklerimizin taşa benzer yapıda olmasını sağlayan gruptur. Kemiklerimize sertlik kazandırır.
İnorganik gruptaki en önemli mineraller ise kalsiyum ve fosfordur. Kemiklerimizde kalsiyum ve fosfor
azlığı olursa yaş gruplarına göre farklı farklı sorunlar yaşayabiliriz. Örneğin yaşlılarda kemik erimesi
olarak ortaya çıkarken, ergen bir gencin büyüme atağının yavaşlaması olarak gözleyebiliriz. İşte D
vitamini kemiklerimiz dahil olmak üzere vücudumuzdaki kalsiyum ve fosfor metabolizmasını
düzenleyen en önemli etmenlerden birisidir. Kalsiyumun bağırsaklardan emilimini, böbrekten atımını,
kan seviyesini, kemikteki seviyesini düzenleyen en önemli etmen belki de D vitaminidir. Hatta bu
yüzdendir ki yeni makalelerde D vitamininin bazen sadece bir vitamin olmadığı, metabolik
etkilerinden dolayı bir hormon olarak da nitelendirilebileceği söylenmektedir. Bunun dışında D
vitaminin immünolojik (bağışıklık sistemiyle alakalı) etkisi de kanıtlanmıştır.
“Peki bu kadar anlattınız da D vitaminini nereden tüketeceğiz?” dediğinizi duyar gibiyim. Her şeyden
önce süt ve süt ürünleri burada elzem bir rol oynamaktadır. Sütü, peyniri, yoğurdu tüketeceğiz. Hatta
ne büyük kolaylıktır ki bu ürünlerde kalsiyum ve fosfor da bol olarak bulunmaktadır. Bunun dışında
yağlı balıklar (özellikle somon ve uskumru) ciddi bir alternatiftir. Vegan diyetler içinse soya sütü,
mantarlar, d vitamininden zenginleştirilmiş gevrekler önerilmektedir. Kısıtlı diyet olanağından dolayı
vegan bireyler için daha da elzem bir hal almaktadır.

Diyelim ki yeterli D vitamini tüketemiyorsunuz veya üretemiyorsunuz. O zaman elinizdeki depolar da
bittiğinde (ki pek uzun dayanmaz) D vitamini eksikliği belirtileri göstermeye başlarsınız. Her şeyden
önce kemik ağrıları yaşama ihtimaliniz çok yüksektir. Aynı şekilde tüm vücutta yaygın halsizlik ve
kırgınlık aynı şekilde en belirgin semptomlardandır. Bunun dışında bağışıklık sisteminize yeterli D
vitamini sağlayamadığınızdan dolayı sık enfeksiyon olma riskiniz de yüksektir. Yara iyileşiminde de
kilit rol oynadığı için, gecikmiş yara iyileşmeleri görülebilir. Ciddi eksikliklerde kan kalsiyum
seviyesinde de düşüklük olacağı için, kaslarda gevşeyememe, anormal kalp atımları, vücutta
uyuşmalar ve hatta epilepsi benzeri nöbetler dahi görülebilir. Çocuklarda ise D vitamini eksikliğinde
görülen hastalığın özel adı “raşitizm(rickets)”dir. Anne sütündeki D vitamini genellikle çocuklar için
yetersizdir. Bu yüzden ülkemizde de doğumdan 1- 3 yaş arasına kadar günde 400 ünite(3 damla) D
vitamini desteği önerilmektedir. Desteklenmeyen çocuklarda raşitizm tablosu görülebilir. Bu tabloda
kemiklerde hassasiyet, pinpon topu gibi baskıyla içeri çöküp geri çıkan kafatası, kaslarda tetani, ve
birçok kemik anomalisi görülür. Bunun haricinde D vitamini eksikliği için risk teşkil eden özel gruplar:
yeterince gün ışığı alamayan, yeterli tüketmeyen, obez, koyu tenli veya yaşlı bireylerdir.

Son olarak D vitamini eksikliği tedavisinde, normal sınırlar içinde hafif azalmalarda beslenme ve hayat
tarzı değişikliği önerilmektedir. Normal sınırın altına inen olgularda ise, haftada 50.000 Ünite (bir şişe
damla) olmak üzere 8 haftalık tedavi planı önerilmektedir. En başta belirttiğim gibi D vitamini yağda
çözünen bir vitamin olduğu için, bu damlayı bir ekmeğin üzerine döküp yemek gerekmektedir. En
büyük yapılan yanlışlardan biri ekmek yerine direkt içmek veya yoğurda karıştırıp yemektir zira
yanında ihtiyaç duyduğumuz yağdan fakir durumlardır. Daha ağır olgularda ise damardan tedavi
gerekebilir.

Özet olarak:
-D vitamini vücutta kemikler başta olmak üzere birçok yerde görev alan bir vitamin/hormondur)
-D vitaminini besinlerden (yanında yağ tüketerek) veya güneş ışığı alarak kendi kendimize ediniriz.
-D vitamini eksikliği çok sık görülen bir sorundur ve tedavi edilmesi gerekir.
-D vitamini süt ve süt ürünlerinde, yağlı balıklarda, soyada ve bazı mantarlarda bol miktarda bulunur.

Sağlıcakla kalın!”

Berkcan Hasan DİLAVER.

Yazar

"Ayrıcalığın : Kadın Olmak"

Bir Yorum Yaz