1) Bize eğitim ve kariyer yolculuğunuzdan bahseder misiniz? Işık Şerifsoy kimdir?

Kadıköy Anadolu Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Üniversite yıllarında yarı zamanlı çalışarak başladığım iş hayatım Alarko, Komili, Betasan gibi lider firmalarda yöneticilik yaparak devam etti. Bir dönem bir IT firmasının ortaklarından biri olarak masanın farklı bir tarafını da deneyimleme şansım oldu.

Son 10 yıldır iş sahiplerine işlerini geliştirme amacıyla işletme koçluğu yapıyorum. Bunun yanı sıra KOBİ ve büyük şirketlerde çalışma bağlılığı konusunda programlar yönetiyorum. Şu an Avustralya kökenli Engage and Grow firmasının global CEO’su olarak görev yapıyorum. İş hayatı boyunca değişik sosyal sorumluluk projelerinde görev aldım. Halen “kurumlarda çeşitlilik” üzerine çalışan PWN (Professional Women’s Network) de görev yapıyorum.

2) Yani kariyer yolculuğunuzu kurumsaldan girişimciliğe yönlendirdiniz. Peki, bu kararı nasıl aldınız?

IT firmasının ortaklığı ile başladım hayatıma. Çok kolay bir süreç değildi benim için. Sonra yeniden kurumsala dönüp girişimcilikte edindiğim tecrübeleri kurumsalda kullanmak da çok özel yeni alanlar açtı bana. Uzun zaman çalıştığınızda bir gün geliyor artık sadece kendi istediğiniz alanlara odaklanmak, istediğiniz kadar çalışmak istiyorsunuz. Ben de tekrar girişimciliğe dönmeye karar verdiğimde yaklaşık 27 senedir çalışıyordum. Sanırım biraz özgürlüğü hak ettiğimi düşündüm.

3) Neden Engage & Grow? Bu eğitimi almaya nasıl karar verdiniz?

Koçluk yapmaya karar verdiğimde yıllarca biriktirdiğim tecrübelerin işe yaraması için “işletme koçluğu” alanını seçtim. Böylece KOBİ patronları ve yöneticilere işlerini geliştirmeleri için koçluk yapmaya başladım. Bu girişimci ruhlu insanlar ile çalışmak hem kolay hem zor. Değişime en çok direnç gösterenler gruplardan biri ancak yine de çok zevkli.

Bu çalışmaları yaparken en çok zorlandığım alanlardan biri patronun, iş sahibinin enerjisini, motivasyonunu çalışanlara geçirmek konusuydu. Bunu başarmak için ne yapmalıyım arayışları içindeyken karşıma Engage & Grow çıktı. Engage & Grow çalışan bağlılığı ve üzerine programlar tasarlayan bir firma. Tam da benim ihtiyacım olan alanı tamamladıklarını fark ettiğimde tereddütsüz işbirliği yapmaya karar verdim.

Engage & Grow her firmanın ihtiyacına göre özel hazırlanan farklı programlara çalışanların potansiyellerini harekete geçirerek grup aktivasyonu sağlıyor. Doğru iletişim kurmayı başaran ekipler daha mutlu, daha verimli ve daha bağlı çalışanlar oluyorlar. Burada en önemlisi kalıcı ve sürdürülebilir değişimler yaratıyor olmamız.

4) Firmalarda çalışan bağlılığıyla ilgili açığı fark etmeniz nasıl oldu?

Çoğu firma çalışan sirkülasyonundan ve verimsiz çalışanlardan şikâyet eder. Hep çalışan suçludur, hep yeni nesiller farklıdır, hep onlar işi kaytarır… Patronları dinlediğinizde durum çoğu yerde aynıdır. Ancak bunun bir çözümü olmalıydı. Engage & Grow ile tanışınca aklımdaki soruların cevapları çok hızlı verildi.

Aslında doğru ortamı ya da motivasyonu bulamayan çalışan mutsuz oluyor ve bu mutsuzluk ya verimsizlik ya da iş değiştirme ile sonuçlanıyor. Sorunu doğru tespit ettiğinizde çözüm her zaman var. Zaten kitabım da böyle ortaya çıktı. Yıllardır kendi yaşadıklarımda da koçluk yaptığım şirketlerde de benzer tecrübeleri başka bir gözlükle tekrar elden geçirince çalışan bağlılığı nedir, nasıl sağlanır aklımda çok netleşti.

5) Şimdi eğitim aldığınız ve Türkiye’deki danışmanlarından biri olduğunuz E&G’un global Ceo ‘su oldunuz? Bu nasıl gerçekleşti?

Açıkçası benim için de sürpriz bir gelişmeydi bu. Her zaman yaptığım işi elimden gelenin en iyisi ile yapmaya çalışırım. Engage & Grow ile çalışırken de yaptığım farklı değildi aslında. Ancak itiraf etmeliyim, çok kısa sürelerde inanılmaz değişimlere tanık olmak benim için de büyüleyici idi.

Ürün her ne kadar şirketlerin sonuçlarını iyileştirmek için çalışıyor gibi gözükse de, aslında önce bireyin hayatını dolayısı ile de ona bağlı her şeyi, aile, arkadaş ve tabi iş çevresini iyileştiriyor. Bu beni ürüne, markaya gönülden bağladı. Gerek haftada 2 gece sabaha karşı kalkıp Avusturalya’da ki canlı webinarlara katılmam, öğrenmek için durmaksızın soru sormam, o arada konuyu destekleyen bir kitap yazmam epeyce ilgi çekti. Bir şeyi gerçekten severek yaptığınızda bunu herkes görüyor. Sanırım burada gerçekleşen de bu oldu.

6) Global CEO’luk sizin hayatınıza neler kattı?

Benim için çok onur verici bir görev. Ancak bir o kadar da sorumluluk yükledi. 50’ye yakın ülkede 300+ koçumuz ile hizmet veriyoruz. Merkez ofisimiz Melborne ve İstanbul’da. Ayrıca merkezde hizmet eden Hindistan ekibimiz var. Dolayısıyla çok kültürlü bir yapımız var. Ve anlaşılacağı üzere 24 saat hizmet istiyor işimiz.

Hem uzaktan hem de farklı kültürlerle çalışmak doğal olarak beni yeni şeyler öğrenmeye ve daha iyi planlama yapmaya yönlendirdi. Her ülkeden yeni dostlar edinmek hayatımı çok zenginleştirdi. Bu çeşitlilik bakış açınıza, çözüm üretme yetkinliklerinize, aslında hayatın her alanına renk katıyor.

7) Tüm dünyaya dağılmış ekiplerin yönetiminde nasıl yollar izliyorsunuz, zorlukları neler?

Farklı kültürler farklı yönetim becerileri istiyor. Ancak ne mutlu bana ki zaten şirketlere ve ekiplere bunu öğreten bir programın sahibi bir firmayız. Genelde terzi kendi söküğünü dikemez derler ancak bizde bu geçerli değil. Başlar başlamaz kendime Engage & Grow prensiplerini hatırlattım ve tüm çalışanlarımız ve koçlarımız ile bağ kurmanın önemini hep masamın en önemli bölümünde tutuyorum.

Bağ kurmadan iş yaptırmak, sonuç almak çok zor. En azından sürdürülebilir değil. Düzenli internet toplantılarının yanı sıra mutlaka bireysel-kişisel dokunuşlar ile bu bağı heyecanlı tutuyoruz. Şimdi Korona günlerinde tüm dünyanın deneyimlediği uzaktan çalışma bizim için zaten olağan, günlük durum. Bu konuda “şefkatli liderlik” çok işe yarıyor. Çalışanlara istediklerini değil, ihtiyacı olanı vermek, düzenli ve sık sık takip etmek, günlük-haftalık sonuç takibi ile yardımcı olmak işin püf noktaları.

En önemli zorluğumuz farklı zaman dilimlerinde çalışıyor olmak. Bazen gece 12’de bazen sabah 6’da toplantıda olabiliyorum. O da işimin cilvesi. Ancak bir şey gerçekten severek yaptığınızda tüm bunlar zorluk değil de sadece anlatılacak anekdotlar olarak kalıyor hayatınızda.

Biz de işte firmalara tam da böyle, herkesin işini böyle severek yapabileceği ortamlar yaratmaları için destek veriyoruz.

8) Yukarda bahsettiniz bir kitabınız var. Kendi kariyer yolunuzda ‘’Kaktüsler, Dikenler ve Çiçekler’in’’ nasıl bir etkisi oldu?

Kitabın etkisi benim kendimle buluşmamı sağlamaktı. 35 yıllık iş hayatıma başka bir gözle bakmak, içindeki değerleri fark etmek ve tecrübeyi başkaları ile paylaşmanın yolunu açtı. Sanırım kitabın en önemli etkilerinden biri bence o dönemde koçluğunu yaptığım Engage and Grow’un bana bakışını değiştirdi.

Dünyada sadece 10 koçlarına sundukları bir kitap koçluğu hediyesini 8 ayda gerçeğe dönüştüren tek kişi ben oldum. Zaten ürünü çok seviyor ve büyük bir adanmışlıkla çalışıyordum ancak kitap konusundaki yaklaşımım, cesaretim ve disiplinim sanırım bu yeni görevimi almamda etkili oldu.

9)Kitabınız yayınlandığı zaman ilk kim aldı veya ilk yorumunuzu kimden aldınız, hatırlıyor musunuz?

Kitabin ilk okumalarından birini eşim yaptı. O da bir iş sahibi. Mum dibine ışık vermez ya hani, sanırım benim de koç olarak ona fazla faydam olmuyordu. Ama kitabı okuyunca heyecanlandığını gördüm. İşine yaradığını, okuduklarını uyguladığını söylemesi ise benim için büyük hediyeydi.

Bir de ilk okuma olmasa da benim için çok kıymetli 2 kişi daha var. Bir koç arkadaşım aynı bir ders kitabı okur gibi okuyup bana +/- birçok geri bildirimle döndü. Hatta kitaba o kadar çok not almış ki kitabı geri verip benden yeni kitap istedi.

Bir diğeri de yine danışmanlık yapan bir arkadaşım ki sözünü hiç sakınmaz . Doğrusu onun okumasından endişe duyuyordum, hazır mıyım yorumlarına bilmiyordum. Bir sabah erkenden arayıp beni tebrik ettiğinde dünyalar benim oldu. Beğenmese hayatta paylaşmazdı düşüncelerini beni kırmasın diye.

10) Okuduğunuz ve sizi başarılı kıldığını düşündüğünüz kitaplar nelerdir?

Birkaç başucu kitabım var tabi.

Mavi Tüy – Richard Bach

4 Anlaşma – Don Miguel Ruiz

Switch – Chip & Dan Heath

Ivan Osokin’in Tuhaf Yaşamı – P.D: Ouspensky

11) Kariyerinize ve kitabınıza değindik. Peki, Işık Şerifsoy tüm bunların haricinde neler yapar?

Son aylarda fazla vakit ayıramasam da resim yapmayı çok seviyorum. Seyahat etmek de çok hoşuma gidiyor, farklı kültürler görmek, öğrenmek… Ayrıca sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyorum. PWN üyesiyim. Kadınların iş dünyasındaki yerlerini desteklemek benim için önemli konulardan biri.

12) En çok hangi yaş grubunun sizi okumasın veya takip etmesini isterdiniz?

Kitabım aslında iş sahiplerine /yöneticilere sesleniyor olsa da bence iş dünyasına yeni atılan gençlerin de faydalanacağına eminim.  Keşke gençler daha çok okusalar, sorunlar yaşanmadan proaktif çözümler için hazırlıklı olsalar…

13) Yeni veya farklı bir kitap çalışmanız var mı? Varsa bu sefer ne yazmayı düşünüyorsunuz?

Evet var. Bu kez de çalışanlara hitaben bir şeyler hazırlıyorum.

14) Bir kitap yazmak isteyenlere tavsiyeleriniz neler olurdu?

Sanırım her şey cesaretle başlıyor. Akademik bir çalışma değilse, yazdıklarının kendi tecrübelerini paylaşmak olduğunu fark etmelerini, doğru yanlış hissinden kurtulup samimiyetle yazmalarını öneriyorum. Bir de kitabın içeriği için en başta yapılacak bir modelleme hayatı çok kolaylaştırıyor.

15) Hayatta gerçekleştirmeyi istediğiniz en önemli şey nedir?

“Önemli” ilginç bir kelime. İnsan hayatında her dönem farklı şeyler önemli olabiliyor. Ben artık eski nesil sayılırım. Öyle plan programla başlamamıştım hayata şimdikiler gibi. Hayatın doğal akışında üzerime düşeni en iyi şekilde yapmaya çalıştım hep. Bu süreçte en önemli şeylerden biri de insan olarak kendimi geliştirebilmekti. Çok yol kat ettiğime inanıyorum ancak bu bitmeyen bir ödev ve hayat boyu sürecek. Buradaki gelişmelere göre de o günün “önemlisi” değişecek.

16) Son olarak siz bir soru ekleyecek olsaydınız ne eklerdiniz?

Yazmanın siz de yarattığı duydu nedir?

Cevabını soracaksınız tabi şimdi: Büyümek/çoğalmak…

Yazar

Lise yıllarında başladığım iş hayatıma pek çok turizm firmasında çalışarak devam ettim. Girişimcilik her zaman kanımda olan bir durumdu. Bu yüzden ilk girişimimi 21 yaşında Kaş’ta hayata geçirdim. İki sene Uzun Çarşı’da işlettiğim turistik butiğimden sonra 2000 yılında Berceste Turizm Acentası’nın kurucu ortağı olarak ikinci firmamı kurdum. Eğitimimi turizm sektörü üzerine almıştım. Ancak daha sonra insana dokunma arzumla kendime yeni bir yol çizmeye karar verdim. 1999’da okula döndüm ve Davranış Bilimleri okumaya başladım. Aynı zamanda Güzellikler Evi oyunculuk atölyesinde Aliye Uzunatağan, Sönmez Atasoy, Ayla Algan gibi değerli hocalardan oyunculuk ve tiyatro eğitimi aldım. Ceres Yayınları hayallerimin yeteneklerimle birleştiği üçüncü firmamdı. Harbiye’de bir han odasında kurulan yayınevimiz bugün 200’ü aşkın kitabıyla, ikinci markasıyla (Zencefil Çocuk Kitapları) ve 150’yi aşkın yazarıyla sektörde adından söz ettirmeyi başardı. Eğitime ve bilgiye duyduğum açlık ile Goldman Sacks ve Özyeğin Üniversitesi’nin birlikte yürüttüğü On Bin Kadın Girişimci Eğitim programına da dâhil oldum. Bu program sayesinde hayatımda yeni bir pencere açılmış oldu. Kadın girişimciliği üzerine çalışmaya ve yoğunlaşmaya karar verdim. Bu alanda pek çok kadın platformunda görev aldım ve almaya da devam ediyorum. İş hayatında kadınları desteklemek adına 2019 yılında ST Endüstri Radyo’da Lider Kadınlar adlı bir radyo programına başladım. Kendi alanında lider olmuş kadınları davet ettiğim radyo programım ile kadınlara ilham vermeyi amaçlıyorum. Hayaller büyük ve yolumuz hep aydınlık. Kendi hikayemin ilham verici yanlarını, ilham aldığım insanların hikayeleriyle birleştirmek için şimdi de www.womanlogy.com’da röportajlarım ve yazılarımla sizlerle olacağım. Hayat her anıyla güzel olacak kadar ihtişamlı. Sen neyi görmek istersen, yaşam sahnene onu getirir.

Bir Yorum Yaz