Yol ayrımları…Kavisler… İlham Veren Kadınlar yazı dizimizde hayatının virajlarını başarılı bir şekilde dönmüş, hayata köklü bir çınar gibi adapte olmuş, köklerinden destek almış ve azimle tutkusunun peşinden gitmiş Melis Yılmaz konuğumuz. Bir çok ilham veren kadın dediğimiz kişilerde, bizi motive eden türlü mağrifetlerin olmasının yanında yol ayrımlarını programlı ve içten gelen bir güç ile dönebilme yeteneği de var. Melis Yılmaz İpsiz Kukla Drama Atölyesi ve Göztepe Oda Tiyatrosu’nun kurucusu. Aynı zamanda hayata dair planlar yaparken kendini bambaşka bir yerde bulan ve iyi ki diyen; içimizden bir ilham kaynağı.

Birbirimize anlatacağımız çok şey var. Kadınlardan kadınlara akan nice motivasyon hikayeleri, ilhamlar ve işte o güçlükler ile nasıl başa çıkılacağının ipuçları var. Sevgili Melis Yılmaz, iyi ki kesişmiş yollarımız.

İşte röportajımız:

1)    Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Elbette. Ben Melis Yılmaz. Tiyatrocuyum. 2018 Ocak ayında İpsiz Kukla Drama Atölyesini, 2018 Ekim ayında ise bir sahne olan Göztepe Oda Tiyatrosunu kurdum. Yaratıcı drama lideri, oyuncu ve yönetmenim. Çeşitli özel tiyatrolardan sonra kendi girişimim olan burada faliyetlerimi sürdürmekteyim.

2)    Tiyatro ile nasıl tanıştınız? Üniversitede farklı bölümlerde eğitim aldıktan sonra bambaşka bir alan olan tiyatroyu meslek olarak seçme süreciniz nasıl gelişti?

Evet benim iki tane lisans eğitimim var. İlki Beykent Üniversitesi Uluslararası Lojistik ve Taşımacılık, diğeri İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümü. Ben sanatla alakası sadece izleyici ve destekleyici olan bir tarafta olmuştum üniversite bitene kadar. Ailede sanatçı çok ve hepsi de çok yetenekliler ve ben o kadar yetenekli olmayan kimsenin sanatçı olmaması kanısındaydım. Dolayısıyla denememiştim bile. Ama gerçekten siz hayat hakkında planlar yaparken hayat sizin başınıza gelenler silsilemiymiş. Ben lojistik okumak üzere okula girdiğimde her şey çok netti kariyer planım nerede staj yapacağım, mezun olduktan sonra hangi alanlarda uzmanlaşacağım gibi.  Ama hayat benim planlarımı beğenmemiş olacak ki; daha 2.  sınıftayken orta okuldan beri belirtileri görülen ancak bir türlü teşhis konamayan hastalığıma teşhis kondu. Lenfoma. Başta ben konuyu ciddiye almayıp tedavileri aksatmadan planlarıma devam ettim. Mezun oldum. Tam da istediğim gibi bir işe girdim. Bu arada da İngilizce sunum yaparken heyecanımı kontrol edebilmek için bir özel tiyatronun temel oyunculuk eğitimine dahil oldum. Ama hala çok netim sahne falan yok. İşe girdikten 15 gün sonraki kontrollerde hastalığın nüksettiği tespit edildi ve ben apar topar işten ayrılmak zorunda kaldım. Farklı bir kemoterapi başlandı ve ben birden bire işsiz ve amaçsız kaldım. Elimde tek kurs vardı. Bende öğrendiğim ve öğrenebileceğim her şeyin dibine kadar gidip öğrenmek istedim. Tiyatro aşkı burada başladı. Sonrasında oyun çalışırken nasıl iyi hissettiğimi fark ettim. Ailem de beni bu yönde destekledi. Ve yine bir plan yapıldı. Sahne üstü mü sahne arkası mı? Ben sahne arkasını tercih ettim ve almak istediğim eğitimleri bu yönde aldım.

3)    Sanatçı kökenli bir aileden geliyorsunuz. Hayatınızdaki dönüm noktalarını almanızda bunun etkisi oldu mu?

Kesinlikle oldu. Babam ressam. Teyzem tiyatrocu. Ben yeteneksiz olduğuma emin olup mecbur kalmayana kadar denemediğim için onlar da çok farkında değildi. Ancak genetik yapı gereği bir şeyi dibine kadar sömürerek çalışma azmim süreyi kısaltarak hepimize aslında bir yeteneğim olduğunu gösterdi. Ailenin sanatçı üyeleri gerçekten hep destek oldular, her türlü konuda ancak asıl desteği sanatçı olmayan ama gerçekçiliği ile tam bir menajer gibi hareket eden annemden aldım. Olmayınca olmadı dendi yani.

4)    Göztepe Oda Tiyatrosu nasıl kuruldu? Nasıl bir konsepte sahip?

Göztepe Oda Tiyatrosundan önce İpsiz Kukla Drama Atölyesi kuruldu aslında. Ben sahne arkasından emin olduğum için bir yandan hayatın gerçekleri geçimimi de karşılamam gerek diye eğitmen olmaya karar verdim. İstanbul Drama Sanat Akademisinde “Yaratıcı Drama Liderliği Eğitimi” aldım ve bir atölye açmaya niyetlendim. Mekan arayışına girdim. Saatlik kiralayabileceğim yerler, aylık kiralayabileceklerim falan derken bir gün tükendim ve kara kara düşünüyorum. Babam “kızım benim atölyem senin işini görür mü?” dedi. Ben şahane olur dedim. Bu arada onun atölyesi Göztepe’de bu günkü sahnemizin yeri. Yerimiz eski bir binanın kapıcı dairesi idi sadece ancak babam babalığını yapıp apartmanın diğer alt kat boşluklarını da dahil edip mekanı tam kullanıma çıkardı. İlk etapta sahne fikri sadece fikirdi. Babam tiyatro dekorları da yapan bir ressam ve Barış Kıralioğlu da onun iyi arkadaşı. Bir gün Barış sahneye geldi ve buradan şahane oda tiyatrosu olur dedi. Ve hızlıca sahne kuruldu. Barış desteğine devam edip ilk senemizde genel yönetmenliğimizi yaptı. Hikayemiz detaylı ve uzun yani 🙂 Konseptimiz ise performans sanatını kapsayan her şeyin içinde olduğu bir sahne olması yönünde. Mesela düzenli yaptığımız bir Oda Konserleri etkinliğimiz var. Film okumaları yaptık yazın Cem Başeskioğlu ile, Oda Operası yaptık. Tabi ki tiyatro hep başrolde.

5)    Bu süreçte ilham kaynaklarınız neler oldu? Ve zor zamanlarınızda hangi düşüncelerden ilham alıyorsunuz?

Benim en büyük ilham kaynağım ve her türlü zor sürecimde desteğim ailem. Biz tam bir aile tiyatrosuyuz. Çalıştığımız herkesle de daha ailevi bir ilişki kuruyoruz. Tabi bu her zaman olumlu olamıyor.  Yarıda kalan projeler, vaktinden önce biten işler gibi birçok olumsuz şey geliyor başımıza. Ben her zaman çareyi çalışmakta ve pes etmemekte buluyorum. En büyük ilhamım sanat. Sadece tiyatro değil her türlü sanatsal eylemden beslenmeye çalışıyorum ve hep diri kalmaya özen gösteriyorum. Tabi bu maalesef her zaman kolay ya da mümkün olamayabiliyor. O zamanda ben bol bol meditasyon yapıp mümkünse doğayla iç içe geçip çözüm üretmeye çalışıyorum. Çok baş edemediğim şeyler olduğunda da profesyonel destek alıyorum.

6)    Bugüne kadar sizi en çok hangi tiyatro oyunu etkiledi?

Bu benim için çok zor bir soru. Çünkü ben tiyatro yapmaya ilk etapta oyun eleştirisi yazarak başladım. Dolayısıyla çok oyun okur ve izlerim. Çok etkilendiğim oyunlar da çok,  hiç sevemediklerim de çok. Ben bu soruya şöyle cevap vermek istiyorum okuduğumda en çok etkilendiğim oyun ve sahnelendiğinde çok etkilendiğim oyun olarak; Duşan Kovacevic’in “İntiharın Genel Provası” oyunu okumaktan en keyif aldığım oyundur. İzlemekten çok keyif aldığım oyun ise hala oynanan John Buchan’ın “39 Basamak” oyunu.

7)    Genç yaşınıza rağmen tiyatro ve edebiyat dünyasında kendinize çok güzel bir yer edindiniz. Hayali bu olan diğer kişilere bu yolda neler tavsiye edersiniz?

Çok teşekkür ederim öncelikle. Benim en büyük tavsiyem her şeyden önce çok okumak, çok izlemek, çok gezmek ve çok görmek. Bu illa ki fiziksel olmak zorunda değil. Elimizin altında bir internet var ki her şeyi mümkün kılıyor. Bu hayale hazırlık kısmında çok destek veriyor. Özgüven sağlıyor kısacası. Ve dahasında ise sizi demotive eden, beceremediğinizi söyleyen bir sürü ses oluyor. Asıl iş burada başlıyor. Siz becerdiğinizden eminseniz, sizi yolunuzdan kimse alıkoymasın. Ancak kulakları sağır etmek de bence doğru değil. Kimin ne söylediği önemli. Yani; “bir lafa bakalım laf mı diye bir de söyleyene bakalım adam mı diye.” Benim düsturum bu açıkçası.

8)    Tiyatro ile ilgili gelecek planlarınız nelerdir?

Benim tiyatro hayalim yarattığım dünyanın yaşaması öncelikle. Daha sonra da iyi bir olmak. Bundan 10 yıl sonra hatrı sayılır sektörde bilinen iyi bir yönetmen olmak derdim.

9)    Sizi takip etmek ve oyunlarınızı izlemek isteyen kişiler nerelerden takip edip size ulaşabilirler?

Tüm sosyal medyada varız. Instagram, facebook, twitter ve resmi internet sayfamız. Tüm etkinliklerimizi bu mecralardan düzenli olarak duyuruyoruz. Göztepe Oda Tiyatrosu yazarak tüm bu uygulamalarda bizi bulabilirler.

Melis Yılmaz’ın ayrıca Youtube’da kendi adı ile açtığı makyaj, sanat ve üzerine paylaşımlar yaptığı bir kanalı da bulunuyor.

Womanlogy ailesi olarak yolunun açık olmasını diliyor ve başarılarını paylaşmaktan gurur duyuyoruz.

Yazar

"Ayrıcalığın : Kadın Olmak"

Bir Yorum Yaz